GündemRSS
Tümü

Başbakan Erdoğan’ın merakla beklenen Diyarbakır mitingi öncesi sokaklar, çarşı pazar kalabalık... Eski Yoğurtçu Pazarı’nda ve Hasanpaşa’da dolaşırken esnafla sohbet ettikçe, “evet”ler kadar “boykot” diyenlere de rastlıyoruz. İşte mitingden notlar:
-  Miting alanına girdiğimizde bol miktarda beyaz şapka ve bayrakla karşılaşıyoruz. Hepsinin üzerinde “EVET” yazıyor. Oysa bu şehrin insanları, bazen Urfa’nın eflatun puşisi, bazen de yeşil-kırmızı-sarı renkleriyle kendini ifade eder. BDP’nin “boykot” çağrısı yapan bilboardları ise zaten ‘beyazla’ kapatılmıştı.
-  Kadınların sayısı hayli az, başı örtülü olmayan yok gibi. İstanbul’daki AKP mitinglerine daha karma bir kadın nüfusunun katıldığını biliyorum...
-  Başbakan sahneye çıkmadan önce “basına güzel bir görüntü verin” anonsuyla eller ve Türk bayrakları sallanıyor. Ve Erdoğan sahneye çıkıyor...
-  Erdoğan, usta hitabet gücüyle halka sesleniyor. Ancak meydanı dolduran 6-7 bin kişilik kalabalığın pek coşkulu olduğunu söyleyemeyeceğim. Konuşmasının bazı bölümleri içten tezahürat alırken, bazı yerlerinde Başbakan “Hani zılgıt?” diyerek coşku bekliyor.
-  Elbette mitingin beklenen havada geçmemesinde ve 2008’de yaklaşık 40 bini bulan kalabalığı yakalayamamasında, BDP’nin “mitinge gitmeyin” çağrısı da etkili. Pek çok insan, Elazığ, Batman ve çevre köylerden insanların otobüslerle getirildiğine inanıyor. 
-  En çok Musa Anter, Ahmet Kaya ve Şiwan Perver’den bahsettiğinde, “faili meçhullerin acısını ve fikirlerinden dolayı mahkûm edilen insanların derdini iyi biliriz” dediğinde kalabalık coşuyor. Tabii cezaevinde “oğluyla Kürtçe konuşamayan annenin feryadına” değinince de Diyarbakırlıların gönlüne dokunuyor.
-  Başbakan, ne operasyondan ne de PKK teröründen söz ediyor. Buna karşılık “oğlunu şehit vermiş anne ve oğlunu çetelere kaptırıp göz göre göre evladını yitiren annelerin ciğeri yanıyor” demesi anlamlı. 
-  Tek millet, tek bayrak söyleminden ziyade, “Biz bu toprakların çocuğuyuz... Bir gün Rizeliyiz, bir Aydınlıyız, bir gün Vanlıyız, İstanbulluyuz... Çünkü biz Diyarbakır evladıyız” diye kucaklayan mesajlar vermesi dikkat çekiyor: “Zılgıt da bizim, horon da... Halay da bizim, zeybek de...”
-  Partisinin, Türkiye’yi özgürleştirme hareketi olduğunu vurgulayan Başbakan, bir kez daha 12 Eylül sonrası “yeni bir anayasa” vaadinde bulunuyor: Yeter ki sandığa gelin ve evet deyin.
-  Başbakan, BDP’nin boykotuna değinmeden geçmedi elbet: “Kimsenin tehdidine aldırmayacağız değil mi, sandığa gideceğiz değil mi?”
-  Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacağını açıklıyor ama meydan biraz sessiz. “İstiyoruz ki orası varlığıyla bize 12 Eylül’ü hatırlatmasın” diyor. Ancak belki de Diyarbakırlılar, o günlerin acısının silinmesinden, yıkılmasından ziyade “bir daha olmasın” diye kalmasını tercih eder. 
-  Diyarbakır’a sağlık kampüsü sözü de, yeni sivil havaalanı müjdesi de, TOKİ ve yol yapımları hatırlatmaları da buradaki insanları o kadar ilgilendirmiyor. Çünkü Diyarbakırlılar “zenginleştiklerine” o kadar da inanmıyor.


Miting alanı alışılageldik biçimde rengarenk değil ‘beyazdı”


BDP’nin boykot afişlerinin üstü beyaz bir örtüyle kapatıldı.


Mitingin ardından BDP afişlerinin üzerindeki örtü kaldırıldı.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Faliyete geçerek Avrupa'da kaosa neden olan Eyyafyallayöküll yanardağı hangi ülkededir?
Markapon
©Copyright 2010