GündemRSS
Tümü

Tarihle yüzleşme.. Geçmişle hesaplaşma... Bunlar haklı çağrılar.. Ancak sorgulamayı yapanların kimliğini ve amaçlarını da gözden kaçırmamalı... Ali Sirmen dostumuz diyor ki:
“Bugünün bunca rezaleti ve baskısıyla hesaplaşmadan geçmişle hesaplaşamam,
Hiçbir aklı başında toplumda, yaşanan rezaletler görmezden gelinerek geçmişe saplanılmaz.
 İçinde yaşadığı düzeni demokrasiye çevirememiş olanların, geçmişin yanlışları, aşırılıkları, yanılgıları veya suçlarına takılıp kalmaları, insanları onların peşine takmaları bir ahlak eksikliğidir...”
Sözü şöyle noktalıyor:
“Dersim ayaklanmasında, neler olduğunun konuşulmasına karşı çıkmayız.
Ama Dersim’de isyancıdan yana Cumhuriyet’e karşı saf tutmaya çalışanların yanında yer almayız...”
Hesaplaşma ve yüzleşme güzel sözler.. Ama dürüstçe ve toplum yararı için yapılırsa...
Eğer siyasi rant elde etmek, tarihi şahsiyetleri karalamak gibi güdülerle yapılıyorsa bu karambolden dürüst ve yararlı sonuçlar çıkmaz.
Ermeni okurumuz Leda Çekem, geçmişle yüzleşmeyi savunmakla birlikte bakın ne diyor:
“Yapılanlardan dolayı özür dilenmesi, tazminat ödenmesi, gasp edilmiş toprakların ve servetlerin iadesi benim nazarımda kesin bir çözüm değildir, olmazsa olmaz da değildir. Bence önemli olan tek şey tarih kitaplarının tarafsız ve abartısız bir biçimde sadece ve sadece gerçekleri yazmasıdır. Yeni nesillerin beyni yıkanmış olarak değil, doğruları öğrenerek büyümesidir...”
Bu görüşe aynen katılırız...Tarihi siyasi istismar ve rant konusu yapmak değil ama yeni nesillerin gerçeği öğrenmesi için doğru yazmak... Gerçekleri bu açıdan sorgulamak... Amaç bu olmalı...
 

 

Balbay’ın 1000 günü
Cumhuriyet gazetesi yazarı ve CHP milletvekili Mustafa Balbay yarın hapiste 1000’inci gününü dolduruyor. Hem de hücrede...
Deniz Feneri sanıkları “tutukluluk cezaya dönüştü” gerekçesiyle 100 günde tahliye edilmişti... Balbay’ın 1000 gün yatması yeterli ceza sayılmıyor...
CHP yemin boykotunu bitirip Meclis’e dönerken AKP ile sözde Balbay’ın tahliye edilmesi için mutabakat sağlamıştı. Hani nerede?
Geçenlerde 4 parti şikecilere verilen hapis cezasının indirilmesi için ortak tasarı hazırladılar. CHP şikecilerin cezalarını indirirken tutukluluk sürelerinin azaltılmasını gündeme getirmedi. Oysa BDP ve MHP’yi de yanına alarak AKP’yi sıkıştırabilirdi.
Balbay’ın da sanığı olduğu İkinci Ergenekon davası ne zaman sonuçlanacak? Eğer yeni bir dava eklenmezse en az bir buçuk - iki yılı daha var bu davanın... Daha henüz ifade verememiş 70 dolayında sanık bulunduğunu geçenlerde yazmıştık.
Yargının işlememesinin cezasını hapisteki sanıklar ödüyor...
Kıdemli siyasetçi Hüsamettin Cindoruk, Radikal’de Ezgi Başaran’a özel yetkili mahkemelerle ilgili şöyle diyor:
Anayasa 143’üncü maddedeki devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılırken, yerine şöyle bir mahkeme kurulabilir denmesi gerekiyordu. Ama denmedi, dolayısıyla yasalara aykırı. Ve Avrupalılar bu durumu yakından izliyor.
- Hangi Avrupalılar?
- AİHM’den Fransız hukukçular gelip bana bu konuyu danıştı. Kendi sefaretleri aracılığıyla beni bulmuşlar. Yarın öbür gün AİHM bizi öyle ağır cezalara çarptıracak ki...”
İyi de AİHM cezaları acaba iktidarın umurunda mı? Para ceplerinden çıkmıyor ki... Yine halka ödetiliyor...  
 

 

TORPİL
Çorum Belediyesi “tahsildar” kadrosuna eleman almak için duyuru yapmış. Adaylarda aranan mı? “3329 nolu nitelik”... Açıp o niteliğin ne olduğuna bakıyorsunuz: İlahiyat ön lisans programından mezun olmak! Anlaşılan ilahiyat mezunu torpilli bir aday var ortalıkta...
Torpil deyince günün olayı AKP’li Faruk Özak’ın Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na yazdığı mektup oluyor... Sözcü gazetesinde yayımlanan mektupta H. Y. adlı memurun sözlü sınavdan geçirilmesi rica ediliyor.
Bir zamanlar AKP lideri işe almada “liyakat”tan söz ederdi. Onun yerini kayırmaca aldı. Liyakat sahibi de olsan kayırmacı arayacaksın. 

 

AB Bakanı Egemen Bağış, “Rum dönem başkanlığında masaya oturmayız” demiş.
Anlaşıldı. Bu arkadaş AB’yi üzüntüden kahretmek istiyor!
Fahrettin Fidan

 

BİYOLOG
Başbakan geçenlerde yaptığı bir konuşmada şehirlerin deprem ve sel gibi afetlere hazırlıklı olmadığını söylemiş,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da bu sorunu çözmek için kurulduğunu belirtmişti... Bakanlık illerde örgütleniyor. Bir deprem bölgesi olan Gaziantep’e de atama yapıldı. Gaziantep Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne kim atandı biliyor musunuz? Bir biyolog...
Bakanlık kadrosunda sayısız mühendis ve mimar dururken neden il müdürlüğüne biyolog atandı?
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker de bunu sordu Başbakan’a...
Bakalım ne yanıt alacak? Ya da yanıt alabilecek mi?

 

CHP şimdiye kadar baskılarla, yolsuzluklarla, hukuksuzluklarla ilgili pek çok şey söyledi dikkate alınmadı, bir “Dersim” dedi, iktidar cümbür cemaat üzerine atladı...
Haldun Ertem

 

VENEDİK 
Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik Cumhuriyeti arasındaki sanatsal ve kültürel alışverişi yansıtan “Venedik ve İstanbul: Olağanüstü İlişkiler Dokusu, Dokumada Sekizyüz Yıllık Karşılıklı Etkileşimler” başlıklı sergi Topkapı Sarayı, Has Ahırlar bölümünde açıldı.
Açılışta İtalya’nın yeni Dışişleri Bakanı Giulio Maria Terzi de hazır bulundu. Türkiye’yi ise Avrupa Bakanı Egemen Bağış’ın yardımcısı Hasan Nuri Yaşar temsil etti.
Hadi Dışişleri Bakanımız çok meşgul... Egemen Bağış çok meşgul.. İtalyan Dışişleri Bakanı’nın ülkesinden kalkıp geldiği bir açılışa en azından Kültür Bakanı katılamaz mıydı? Bu ne meşguliyet?
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011