GündemRSS
Tümü

Deniz Baykal, Churchill’in ünlü sözünü tekrarlıyor:   “Sabaha karşı kapınız çaldığında ‘Sütçüdür’ diyebiliyorsanız (rejim) demokrasidir. ‘Eyvah geldiler’ diyorsanız, demokratik ülke olmaktan çıkmışsınız demektir.”
Ne kadar doğru!
12 Eylül’de asker tarafından kapısı çalınanlar, “Eyvah geldiler” bile diyemeden sualsiz içeri tıkılanlar, bugün “sütçü” benzetmesinin dün onları işkenceye çekenler için yapılmasını nasıl acı bir tebessümle izlemişlerdir kim bilir...
Gerçek şu ki, her dönem, kendi kahramanlarını, kendi mağdurlarını, kendi sütçülerini yaratıyor. Ve bunlar, uluslararası konjonktüre, iç politik dengelere göre hızla yer değiştirebiliyor.
O yüzden bir gün mağdur olmamak için hiç mağrur olmamak ve “Benden büyük Allah var” demek gerekiyor.
* * *
Öte yandan şunu da biliyoruz:
Darbe gerçekleşse, bugün “Oh olsun, müstahaktı bunlara” diyenlerin çoğu, tankları karşılamak, paşaları alkışlamak üzere evde bayrak dikiyor olacaktı.
Her yerde, her zaman öyledir:
Darbeyi yapan “devlet başkanı”, yapamayan “devlet düşmanı” olur.
Bugün Emniyet’i “4 yıldızlı otel”e çeviren generaller, 1. Ordu’daki seminerin notları yüzlerine okunduğunda “Ne var ki bunda” diye şaşırmış olmalılar.
Çünkü yıllar yılı “irtica”, devlet için “bir numaralı tehdit”ti ve askere de onunla her yolla mücadele emri verilmişti.
Bunu yaptıkları için suçlanacakları hiç akıllarına gelmemişti.
Hele, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay’daki irtica brifingine çağırdıklarında karşılarında esas duruşa geçen savcı ve hâkimlerin, şimdi karşılarında esas duruş talep etmesinden hayrete düşmüşlerdir.
“Neler oluyor” sorusuna verilecek en gerçekçi cevap şu:
“Güç dengeleri değişiyor. Sancının temel nedeni bu...”
* * *
Peki Adalet Meleği’nin terazisini asker aleyhine bozanların amacı, daha modern bir ülke, bağımsız yargı, özgür medya, demokratik yönetim, şeffaf ordu mu?
Yok canım!
Nuray Mert gayet özlü söyledi:
“Alnı secdeye değen bir Genelkurmay Başkanı olsa, dindar kesimin hiç de askeri vesayet derdi olmaz.”
Ama gerçekten “askeri vesayet”le derdi olanların, başka bir derdi var şimdi:
Askerler tarafından yıllarca hapis yatırılarak gençliği karartılanlardan bir dostum, “Ben bile ordu için endişelenmeye başladım” dedi geçen gün...
Kimse kolaycılığa kaçmasın:
Bu temkinlilik “Ergenekonculuk”tan değil, “Bir vesayetten kurtulmaya çalışırken öbürüne yakalanma, bir de ‘yeni sütçüler’e kapı açma endişesi”nden...
* * *
Yine de iyimser bitirelim:
Böyle krizler, çözümlere de gebedir.
Yıllar yılı sabaha karşı kapısı çaldığında “Sütçüdür hanım” diyenlerin, endişeyle kapı deliğinden baktığına şahit olduk.
Emniyet’i tatmış komutanlar gördük.
Darbecilerin Başbakan adayının, “Darbecilik vatana ihanettir” dediğini duyduk.
Şimdi herkesin tuzaklarla birbirini avladığı bir ülkeden, herkesin birbirini daha iyi anladığı bir ülke arayışına geçebiliriz.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Türkiye'de kurulan ilk spor kulübü hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010