GündemRSS
Tümü
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Ustası Hakkı Devrim’e nasihat edermiş:  “Hakkı, yazı yazmanın şehvetine kapılma!”
Usta kim? Cihat Baban...
Yazı yazmanın şehvetine kapılmak ne demek?
Her konuda belden aşağı vurmak ya da belden aşağı düşünmek gibi...
Bir huyumuz giderek yaygınlaşırken “yazı yazmanın şehvetine kapılmamak” gibi bir usta nasihatını anlamakta güçlük çekenler olabilir.
* * *
Konuyu yakalamışsınız, karşınızdakinin kaçacak hali yok, hatasını anlamış, kıvranıp duruyor, fırsat bu fırsat deyip yüklenir misiniz?
Eğer yazının şehvetine kapılırsanız kimse size bir şey diyemez, ama vicdanınız sızlamaz mı?
“Bu memlekette insafın namı yok mu?” diyen bir deyim sizi rahatsız etmez mi?
* * *
Peki, bizim bu “şehvet” duygusuna kapıldığımız olmamış mıdır?
Hiç olmaz mı, günah hanemiz tertemiz, bembeyaz mı?
Mümkün mü?
* * *
Konunun bir başka yanı da var, siz “yazı yazmanın şehvetine kapılmasanız” bile, ya sizi hiç anlamayanlar!?
Geçen hafta böyle bir olay yaşadık...
Televizyondaki “Kelime Oyunu” yarışmasına katılan bir öğretmen “Memeliler takımının gökyüzündeki temsilcisi kimdir?” sorusunu “Hostes” diye cevaplamış, sonra hemen düzeltmiş:
Yarasa!”
* * *
Bu kadar ince, zarif cevap!
Biz de böyle demişiz, bu programı o gün izleyemediğimiz için hayıflanmışız, olayı yazarken, öğretmeni bir daha üzmemek için, adını ve soyadını, kimliğini açıklamamışız; ertesi gün öğretmenden bir cevap; önce kendisini tanıtıyor; yazımızdan bir arkadaşının uyarısıyla haber aldığını söylüyor:
“Gerek ettiğim ayıp, gerekse akabinde estirilen lüzumsuz fırtınalar sıhhatli düşünemememe yol açtığından açıkçası yazınızda kastettiğiniz ana fikre ulaşamadım.
Eleştiri konusu adımın önünde yer alan etiket, yani öğretmenlik ise müsterih olunuz; aldığım formasyon bu değil. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunuyum. Okul sonrası birkaç yıllık İstanbul macerasından sonra, memur bir ailenin çocuğu olarak gerek maddi gerek manevi anlamda deyim yerindeyse  tutunamayıp, memleketim Mersin’e geri döndüm. Burada tesadüf eseri başlamış olduğum ‘İngilizce Öğretmenliği’ macerama yaklaşık iki yıldır bir etüt merkezinde devam etmekteyim. Akşamın bu vakti neden size yazıyorum bilmiyorum. Sanırım artık gerçekten bu konunun uzamasından sıkıldım. Memlekette bunca acil çözümlenmesi gereken mesele varken benim boş bulunup ağzımdan kaçan bir söz, yayıncıların reyting kaygısıyla yapmış oldukları işgüzarlık, çocuklarımın bile hemen her gün aynı meseleyi temcit pilavı misali ısıtıp ısıtıp önüme getirmelerine neden oluyor. 
Öyleyse ekranda yayınlanan her yarışmaya katılan her yarışmacı için bir ehliyet zorunluluğu getirilmesi konusunda bir kampanya açalım. 
Haddimi aşmak değil kastım. İnsafsızca yargılanan genç bir üniversite mezununun serzenişi olarak kabul edin sözlerimi rica ederim.”
* * *
Siz iyi niyetinizle, şehvetine kendinizi kaptırmadan, öğretmeni incitmeden, kimliğini açıklamadan bu kadar dikkatli oluyorsunuz, karşılık bu...
İki satır cevap hakkınız olmaz mı?
“Yarışmadaki o cevabı, sizin deyiminizle, boş bulunup ağzınızdan kaçırdığınıza inandığım için, yazıda adınızı vermedim.
O halde bu şiddet (hiddet) niye?”
Öğretmenden karşılık geldi:
“Bir önceki e-postada belirttiğim üzere gelen tepkiler, üzerine edilen kelamlar, bu konu üzerine yapılan her yoruma karşı hassasiyetimi iyiden iyiye arttırmış durumda. Kendi halinde, mazbut bir yaşam süren, popülerlik kaygısı gütmeyen bir insanım.
Bu sebeple cidden ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırmış durumdayım.
Bu şaşkınlıkla haddimi aşan bir söz ettiysem şayet affola.”
* * *
Dikkat edilirse, sevgili öğretmenin kimliğini yine yazmadık.
Yarım yüzyılı geçen meslek yaşantımızın bize öğrettiği bu.
Ya televizyonlarda, köşelerdeki kavgalara bir baksana diyeceksiniz.
Dünya 40 kulplu bir kazan, bir kulpundan da sen tut kazan demişler...
Herkesin kulpu, başka kulp!
Tuttuğunuz kulp kopup elinizde kalmasın da...
* * *
DÜZELTME: Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın kocasıdır, damatlığı buradan gelir.
“Kimseye etmem şikâyet” diye başlayan nihavent şarkı, Rakım Elkutlu’nun değil, “Kemani Serkis Efendi“nindir.
Yanlışlık bizdedir, düzeltiriz.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011