GündemRSS
Tümü

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) 26 Şubat’ta yeni bir kurultaya gidiyor. Bu kez konu yalnızca CHP’nin iç sorunu değil, demokratik rejimin geleceğiyle yakından ilgili bir dava. Bir kırılma noktası, bir milat, bir fırsat.
Neden?
Çünkü iktidarın egemenleri, bu fırsat son fırsat diyerek, karşı devrime son noktayı koymak üzere doludizgin gidiyor. Tek tip, itaatkâr, “bir lokma bir hırka” diyen, bir kilo bulgura bir torba kömüre muhtaç bırakılan, ses çıkarmayan insan yetiştirmeye ilkokuldan başlamanın planlarını bir bir uyguluyor.
Bana ne demeyiniz.
En azından çocuğunuzu kendi istediğiniz gibi, inancınıza göre, özgürce yetiştiremeyeceksiniz. İktidara ne kadar yakın olursanız olun, dışlanacaksınız; bunun örneklerine şu günlerde sık sık rastlanıyor. Akıbetlerinin ne olacağını ise “tek adam” belirleyecek.
Uzun lafın kısası; bugünkü gidişattan memnun değilseniz, gelecekten endişe duyuyorsanız, korkuyorsanız...
Korkmayın! Çıkış yolu var.
Gün, örgütlü, önemli bir siyasal güç olan CHP’ye el verme günüdür.
Partinin yenilenmesine, gençlerin yolunu açarak halkla bütünleşmesine engel olmak isteyecek müzmin hizipçiler, tarihi bir vebalin eşiğinde.
Kemal Kılıçdaroğlu lekesiz geçmişiyle, güven verici tavrıyla, halkın sevgisini kazanmasıyla umut veriyor. Elbet kişisel yanlışları olabiliyor. Ama en önemli nokta, parti içi muhaliflerin kösteklemeleri.
CHP hiçbir şey yapmıyor, politika üretmiyor iddiası gerçekçi değil. Yapıyor, ama basında yer bulmuyor. AKP’nin de sahiplendiği aile sigortası bunlardan biri. Gençlere, çocuklara, kadınlara, sivil toplum örgütlerine, demokrasiye ilişkin raporları basında yer bulamıyor.
Sonuçta, kurultay delegelerine büyük sorumluluk düşüyor.
İktidarı değiştirmenin, yeni iktidar oluşturmanın yolunu açmak; ülke siyasetine örnek olmak delegelerin elinde. Sonrası, Kılıçdaroğlu’nun çarıkları (çizme değil) giyip yollara düşmesine bakıyor. Kasım Gülek örneğini anımsayın.
Unutulmasın ki, bu yalnız CHP’nin değil, Türkiye’nin kurultayıdır.

Bir kitap
Usta meslektaşlarımızdan Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İhsan Tunçoğlu, gazetecinin yaşadığı topluma karşı sosyal sorumluluğuna “Dünya’da İlkler Ve Sırlar Kenti Kütahya” adlı kitabının yeni baskısıyla güzel bir örnek veriyor. Kitap, Kütahya’nın tarihinden günümüze gelişine dek çeşitli kesimlerde yaşanan gelişmeleri anlatan önemli bir başvuru kaynağı.

Bir şiir
Ömer Hayyam’dan bir dörtlük:
“Niceleri geldi, neler istediler/ Sonunda dünyayı bırakıp gittiler/ Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?/O gidenler de hep senin gibiydiler”

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Şiirdeki her satıra ne isim verilir?
Markapon
©Copyright 2012