GündemRSS
Tümü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kurultay konuşmasını bitirirken üç hanım meslektaşımız  Serpil Yılmaz, Sevilay Yükselir ve Elif Çakır, SAS Radisson Oteli lobisinde Gürsel Tekin’e rastlıyorlar. Tekin konuşmayı salonda değil otelde dinlemiş! Gazeteciler kendisine konuşmayı nasıl bulduğunu soruyorlar. Tekin’in yanıtı:
“Kötüydü! Çok kötüydü hem de! Benim hazırladığım konuşma metni dün gece yarısı operasyonu ile değiştirilmiş birileri tarafından. Benim hazırladığım metinde iktidarı hedef alan konuşmalar ve Başbakan’ı hedef alan polemikler yoktu! Muhalefetin m’si yoktu! CHP’nin değişen vizyonunu, bundan sonra yapacaklarımızı anlatan konular vardı sadece...”
Gürsel Tekin anlaşılan kendini “eşbaşkan” gibi görüyor. Kılıçdaroğlu’nun ne söyleyeceğini bile saptamak iddiasında.
İktidara çatmasını istemiyor.
İktidara çatılınca konuşmayı “çok kötü” buluyor. Kılıçdaroğlu’nu gazetecilere şikâyet ediyor! Tuhaf mı tuhaf işler...
Gürsel Tekin aynı akşam PM listesine adamlarını sokamayınca ayrı liste yapmaya kalkışıyor. Ortalığı hareketlendiriyor. Bedelini seçimde 814 oy alarak ödüyor. Birinciyle arasında tam 300 oy var... Gönlünden geçen görev sorulunca şunu fısıldıyor:
“Teşkilatla ilgili genel başkan yardımcılığı”
O kadar az oyla genel başkan yardımcısı olunur mu? Kemal Bey bu seçimi yapmakta zorlanır. Derken akşam saatlerinde Deniz Baykal CNN’de konuşuyor... Dinleyenler anlıyor ki bundan böyle Kemal Bey’in rakibi sadece Recep Bey değil aynı zamanda Deniz Bey’dir de... Buyurun burdan yakın...

 

Erdoğan, Gandi’ye çıkışmış: “Bekâra karı boşamak kolaydır.”
O da kolayı seçmiyor, iktidarla evlenmek istiyor zaten...
Haldun Ertem

Seçim kampanyasında verdiği bir sözü tutamayan Japonya Başbakanı halktan özür dilemiş.
Anlaşılan Japonya’da, “Dün dündür bugün bugün” lafı henüz icat edilmemiş!
* * *
DTP’liler, “TSK operasyonlarına hayır” yürüyüşü yapmışlar.
PKK terörüne hayır” yürüyüşü yapacak değillerdi herhalde!
Fahrettin Fidan

 

Gömlek farkı...
AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Arınç, Kılıçdaroğlu’nun kullandığı “Recep Bey” deyimini küçültücü bulmuş.
Kemal Bey veya Deniz Bey deniyor da neden Recep Bey denmesin?
Haşmetlüler “Kalpazan” deyiminden alınmadı da “Bey” deyimini mi küçültücü buldu? Tuhaf...
Bu arada dünün konusu Kemal Bey’in gömleğiydi...
Etro markaymış, fiyatı 495 liraymış...
Halkçı Kemal bu gömleği giyince Etro Kemal olmuş...
Herkes bir yerden vurmak için çalışıyor...
Fakat ilginçtir... Bunları tartışanlar Kemal Bey’in sözünü ettiği “havuzlu villa”yı hiç gündeme getirmiyor. Getiremiyor. O kaç para acaba?

 

Kanada turu!
Komisyonun adı uzun: “Maden Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemleri Belirlemek” şeklinde... Başkanlığına AKP Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu’nun getirildiği komisyon, önce Meclis’te çalışmaya başladı. Sektörün önde gelen oda ve dernek temsilcilerini dinledi. Bunlardan biri aynı zamanda Altın Madencileri Derneği Başkanlığı yapan Kanada sermayesiyle kurulmuş TÜPRAG A.Ş’nin Genel Müdür Yardımcısı Ümit Akdur idi. Ümit Bey, komisyon üyelerine, Türkiye’de uyguladıkları altın çıkarma yöntemini uzun uzun övdükten sonra bir de öneride bulundu:
“Eğer arzu ederseniz, sayın heyete biz bir organizasyon yapabiliriz. Yani Amerika’daki bir madene, Kanada’daki bir madene bir ziyaret düzenleyebiliriz.”
Olayın bundan sonrasını komisyon üyesi CHP Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe’den dinliyoruz.
“Ümit Akdur’un bu önerisinden sonra AKP’li başkan ve üyeler “yurtdışında da inceleme yapsak ne iyi olur”, diyerek ağzımızı yoklamaya başladılar. Seyahat masraflarını Meclis ödeyecekti. Ancak belli ki organizasyonun bir kısmını da Kanada şirketi karşılayacaktı. Tam bu sırada Sayın Deniz Baykal, ardından Grup Başkan Vekilimiz Kemal Anadol beni çağırdılar. Kanada davetini yapan şirketle ilgili burunlarına hoş olmayan kokular geldiğini, CHP’li üyelerin o geziye katılmamasının daha doğru olacağını söylediler. Zaten biz de öyle düşünüyorduk. Gitmedik. Ama AKP’li üyeler 7 - 19 Mayıs tarihleri arasında geziyi yaptılar...”
Umarız Kanada’ya gidenler sorunları öğremiş önlemleri belirlemişlerdir!

 

‘Bırakın bağırsın’
Hukukçu Noyan Özkan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a gönderdiği mektupta ağız kapatmaya son verilmesini istiyor. Diyor ki:
“Düşüncelerini açıklamak ve devlet yetkililerini protesto etmek isteyen duyarlı yurttaşlar polis tarafından anında gözaltına alınmakta, ağzı kapatılmakta ve tekme tokat salon dışına çıkarılmaktadır.
Bunca yoksulluk, işsizlik ve siyasal baskı altında olan yurttaşların ağızlarının kapatılmasını kabul etmiyoruz. 
Anayasa’nın 25 ve 26. maddesine göre:
“Herkes düşünce ve kanaatlerini açıklamak hakkına sahiptir.”
İnsanların ağzını kapatmak Anayasa’nın özüne aykırıdır.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
"Anadilim Aşk", "Tutunamadım" gibi şarkılarıyla tanınan sanatçı kimdir?
Markapon
©Copyright 2010