FATİH projesiyle birlikte bilişim sektörünün eğitime olan ilgisi müthiş arttı. Nasıl artmasın ki, 20 milyar dolardan söz ediliyor. Akıllı tahtalara 5, tablete 10, diğer harcamalara da en az 3,5 milyar dolar harcanacağı ifade ediliyor. Nereden bakarsanız bakın muazzam bir pazar. Sadece bizimkiler değil, dünyanın en büyük firmaları bile bu işin peşindeler...
Bu arada, neredeyse hemen her hafta, bilişime yönelik büyük etkinlikler gerçekleşiyor...
Milli tablet!
Bilişim Sektörü Derneği TÜBİDER’in düzenlediği etkinlikler çerçevesinde bir dizi paneller yapıldı. Onlardan birine, MEB ve sektör temsilcileriyle birlikte ben de katıldım. Bazen şaşırsam, bazen gülsem, bazen de hayıflansam da çok şeyler öğrendim. En şaşırtıcı olanı ise MEB’in milli tablet projesiydi!
Çarpıcı bilgiler edindik. Örneğin verilecek tabletler tek tip değilmiş. İnternet bağlantısı hepsinde olmayacakmış. Kapasite ve donanımları da farklıymış.
Peki kablolu erişim mi olacak yoksa uzaktan erişim mi? Telefon şirketleri de bunun peşinde. Görünen o ki MEB hepsini sevindirecek, tıpkı bilgisayar firmalarını olduğu gibi... Ama nasıl işin içinden çıkacağı ve nasıl bir yol haritası izleneceği henüz belli değil.
Çocuklara zararlı mı?
Tabletlere erişimin okullara kadar kablolu, okul içinde ise kablosuz sağlanacağı söylendi. TÜBİDER’den de buna anında tepki geldi. İşte açıkladıkları raporun en can alıcı noktası:
“Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Elektromanyetik Güvenlik Komisyonu gibi birimlerce yapılan ve özellikle çocukların cep telefonu kullanımlarının kısıtlanması gerektiğini vurgulayan uyarılar bulunurken ve dünyanın birçok ülkesinde okullarda 3G veya Wifi cihazlarının kullanımı engellenirken, Türkiye’de 15 milyon öğrenciye Fatih Projesi‘nde nasıl bir altyapı sağlanacağı sadece teknik açıdan değil, öncelikle sağlık ve güvenlik açısından uzmanlarca incelenmeli ve çocuklarımızın sağlığını tehlikeye atmayacak bir çözüm oluşturulmalıdır.”
Evet çarpıcı bir uyarı. Velilerin bu konudaki tepkisi de gecikmedi. İşte onlardan birisi:
“Anne baba olarak çocuklarımızı cep telefonu bilgisayardan kurtarmamız mümkün değil. Şimdi bir de okullarda bilgisayarla daha vakit geçirip bolca radyasyona maruz kalacaklar. Buna sevinsem mi yoksa üzülsem mi bilemiyorum. Eskiden teknoloji yoktu ama insanlar bilgi yüklüydü. Şimdi ise mesaj, face’deler boşuna vakit geçiriyorlar. Şimdi ödevlerimizi bilgisayarda yapıyoruz diye daha uzun kalacaklar. Üzerinde çok düşünülmesi lazım. Ayrıca okullar teknik olarak yeterli değil, çok iyi topraklama yapmak gerekir. Tesisatlar yeniden gözden geçirilmelidir”
TÜBİDER’e göre riskler
TÜBİDER, projeyi canı gönülden destekliyor. Projenin başarılı olabilmesi için bilişim öğretmenlerine daha fazla önem verilmesini istiyor. Ama onların da çekince ve uyarıları var. İşte bu bunlardan bazıları: “Türkiye’deki tüm sınıfları kapsayan bir internet altyapısının kurulmasını ve eğitim ekosistemi içerisinde yer alan tüm unsurların (öğrenciler, öğretmenler, eğitim kurumu yöneticileri, veliler vb.) birbirine bu ağ üzerinden kolayca bağlanarak, bulut bilişim teknikleri ile etkileşimli bilgi paylaşımında bulunabilmesini destekliyoruz. Ancak TÜBİDER:
- Fatih Projesi’nin 2. evresinde tüm öğrencilere tablet PC verilmesinin bugün için hem teknolojik maliyet, hem de eğitim açısından çok doğru olmadığı kanısındadır.
- Milyonlarca tabletin kullanımında gizli bir maliyet ve içinden çıkılamayacak problemler oluşturacak bakım-onarım gider ve sorunlarının oluşacağını ve bu sebeple konunun, öncelikle deneyimli ve devletten maddi beklentisi olmayan bilişim STK’ları ile tartışılması gerektiğinin altını çiziyoruz.
- Mutlaka tüm öğrencilere bir eğitim aracı verilecekse, öncelikle en azından tüm ilk ve orta öğretim derslerinin, kurulacak ağ ile tüm yurt sathında sunulmasının ardından, sadece bir e-okuyucu/e-kitap düşünülmesi gerektiğini açıkça görüyoruz.
Bu e-okuyucu, tüm chip, işlemci ve yazılım tasarımları da dahil bilimsel ve teknolojik anlamda Türkiye’de üretilebilir. Ancak bunun sanayi anlamda rantabl olup olmayacağının iyi değerlendirilerek yerli katkının nasıl artırılacağı daha iyi planlanmalıdır.”
Özetin özeti: Uyarıda bulunanlara kızma yerine, ne dediklerini anlamaya çalışmak en doğru olanıdır!









21. Yüzyıl’da Utanç Tablosu: Krallar