Bütün gece sert esen rüzgârla yatak odasının pencereleri zıngırdadı durdu.
Radyatörler de sürekli hava yaptığından, bir türlü doğru dürüst yanmıyordu.
Kendi kendine sönüp yanması otomatik olarak ayarlanabilen, uzun bacaklı bir elektrik ısıtıcısını çalıştırmaktan başka çare yoktu.
Üstelik elektrik fiyatlarına da zam gelmişken.
* * *
Ne demişler:
-Beterin beteri var.
Bir de karların kapattığı Edirne yollarında, uzunluğu 2 km’yi bulan TIR kuyrukları ortasında kalakalmış olan şoförler vardı.
* * *
Bulgaristan da Edirne ile olan sınır kapılarını kapatmıştı.
Edirne’nin birçok köyünde de elektrikler kesikti.
* * *
Geceyi de kamyonlarında geçirmek zorunda kalan şoförler, ısınmak için motorlarını sürekli çalıştırdıklarında da kazığı yiyorlardı.
Çünkü benzinden sonra mazota da zam gelmişti.
* * *
Politikanın sanallığı, ekonominin ve zamların gerçekçiliği karşısında:
-Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge... Deyimini hatırlatıyordu.
* * *
Pazar günkü HABER TÜRK’ün sürmanşeti de ürkütücüydü:
“KÖPRÜ ARTIK İMDAT DİYOR
Boğaz Köprüsü’nden parça düştü uzmanlar uyardı: Felaket yaşanabilir”
* * *
Gerçi pazar günkü “Avrasya koşusu”nda, Köprü’nün bir yıl önce olduğu gibi, tehlikeli sarsıntılar yaşamaması için gerekli önlemler alınmıştı ama; evrensel bir yarışı gerçekleştirme çabasının bedelini de; kapatılan yollar nedeniyle, yine arabalarında mahsur kalan sıradan vatandaşlar ödemişti.
* * *
ABD’nin New York kentinde, dünya finansının sembol caddesi Wall Street’in yakınındaki küçücük Zuccotti Park’taki gençlerin “yüzde 99” eylemleri, hem 1 ayını doldurmuş, hem de dünyada 82 ülkeye daha yayılmıştı.
* * *
Gençler neyi protesto ediyorlardı?
Yerel politikaların yarattığı ekonomik adaletsizliği protesto ediyorlardı.
Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz de, eylemcileri destekleyerek:
-ABD’de servetin yüzde 40’ı yüzde 1’in elinde, elbet ben de eylemcilerden biri sayılırım, diyordu.
* * *
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert de:
-Başbakan Merkel, demişti; dünya genelinde düzenlenen gösterileri çok ciddiye alıyor ve sempati duyuyor. Protestolar adalet için derin endişe ve haklı istekler içeriyor. Ancak sadece bankaları suçlamak kolaycılık sayılmakta...
* * *
200’ü aşkın devletten birçoğunun politikacısı farkında olmasa da; dünya bir değişim arifesindeydi.
Bunun da en sevimli örneği Himalayalar’ın küçük bir ülkesi olan Butan’da gerçekleşmişti.
* * *
Dünyada Butan diye de bir devlet olduğunu acaba kaç kişi biliyordu?
Acaba Butan’da kaç devletin elçiliği vardı, tabii Butan’ın da kaç devlette?
* * *
Butan’da kadınla erkeğin gözler önünde öpüşmesi de çok ayıptı, el ele tutuşması da...
* * *
Butan’ın 31 yaşındaki yeni kralı, Jigme Khesar Namgyel Wangchuck, yeni evlendiği eşini halkın huzurunda önce dudaklarından, sonra da yanaklarından öperek, ülkedeki çok önemli bir “tabu”yu yıkmış oldu.
* * *
Butan’daki krallar, daha önceleri bir kadınla evlendiler mi; aynı zamanda karılarının kız kardeşleriyle, yani baldızlarıyla da evlenmiş sayılıyorlardı.
* * *
Butan’ın 31 yaşındaki genç kralı, bu geleneği de bozmuş ve sadece eşiyle evlenmişti.
* * *
Evrensel değişimin Butan devletindeki etkisi, yeni kral sayesinde çok sevimli olmuştu.
* * *
Bizde de “militarist bir vesayet düzeni”nin bittiği, “milli irade”ye dayalı demokratik yeni bir dönem başladığı iddia ediliyordu.
* * *
Yeni demokratik dönemin nirengi noktalarından biri de, “başörtüsü”ydü.
Bendeniz de, Ahmet Altan’a takılıyordum:
-Bir de “kıç örtüsü”nü getirmek gerek gündeme, diye.
* * *
Çinlilerin eski bir sözü vardı:
-Yeteneksiz birinin yükselmesi, maymunun ağaca tırmanmasına benzer; yükseldikçe kıçı daha çok görünür, diye.
* * *
“Sivil-asker” bürokratlarla, siyasetçiler arasında da; yeteneksiz oldukları halde yükselmiş kimseler de yok muydu?
* * *
Demokrasimizin gelişmesindeki temel taşlarından biri olan “başörtüsü” gibi; yükseldikçe kıçı daha çok görünenler için de, “kıç örtüsü” gerekmiyor muydu?
* * *
“Sivil-asker” bürokratlarla, siyasetçiler arasında; 10 şairle, 10 yazar ve 10 ressam adı bilenler; elbet de “kıç örtüsü”ne gerek duyanlardan olmayacaklardı.
* * *
Çağ değişiyordu.
Çağa ayak uyduramayanların yerel fiyakaları da en sonunda:
-Bir atlarsın çekirge, iki atlarsın çekirge, üçüncüsünde yakalanırsın çekirge, durumuna düşecekti.
* * *
Hadi bir de iyi haber:
-Bugün havalar yeniden ısınmaya başlıyor...









Ahmet Altan’a cevap 1: Hükümet Uludere katliamında aldırmaz bir sessizliğe bürünmedi!