BİR gazeteci sansür ister mi? O hale getirirler ki “sansür”e sığınır...
O haller hangi haller mi?
Tarihimiz “o hallerle” doludur, seç seç al!
Zekeriya Sertel 1940’lı yılları anlatır:
“Emniyet örgütü kuvvetlendirilmiş, genişletilmişti. Nefes almak olanaksızdı. Basın bile onun elinde ve onun emrindeydi. Resmen sansür yoktu. Ama Bakanlar ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü hemen her gün gazetelere direktifler verirdi. Bu direktiflere uymayanların gazeteleri kapanmak tehlikesindeydi.”
Evet, işte gazeteci, bu hallerde sansürden medet umar...
* * *
BAŞBAKAN Şükrü Saraçoğlu’dur, Ahmet Emin Yalman “Vatan”ın başyazarı, anlatır...
Saraçoğlu’yla görüşmeye gider...
Güler yüzlü ilk balayı günlerinden sonra -hep öyledir- gazetelere karşı çok sert baskılar başlatmıştır, en çok mağdur olan gazetecilerden biri de Ahmet Emin Yalman’dır, Başbakan’a der ki:
“Eleştiriden hoşlanmıyorsunuz, o halde niye sansür koymuyorsunuz?”
Sansür, kabaca, yayımlanacak yazıların daha önce hükümet tarafından denetimi, hangi yazının yayımlanıp yayımlanmayacağıdır. (x)
* * *
AHMET Emin Yalman, niçin sansür istediklerini açıklar:
“Bugünkü sistemde, eleştiride hürsünüz diyorsunuz, biz de görev ve sorumlulu-ğumuzun gereği olarak, bu hürriyeti memleketin hayrına kullanmak zorunda kalıyoruz, başımız belalara uğruyor. Oysa siz sansür uygularsanız, bizim hiçbir sorumluluğumuz kalmaz, sorumluluk size geçer. Siz de rahat edersiniz, biz de!”
Herhalde Başbakan Saraçoğlu, içinden “pışttt!” diyerek parmağını gözüne götürmüştür:
“Ben sansür koymam, Anayasa’nın emri dışına çıkmam. Fakat sen haddini bileceksin, bunu aşmayacaksın, aşarsan cezanı göreceksin!”
* * *
O dönemi yaşayanlar örnek veriyor, bunlardan biri de, yirmi beş kez gazetesi kapatılan “Tasvir”in sahibi Ziyad Ebüzziya, anlatır:
“Vesveselerin şiddetlendiği günlerde, görülen lüzum üzerine kapatılan gazetenin bu durumunun, öteki gazetelerde haber olarak bildirilmesi dahi yasaklanmıştı. Kapatılan gazetenin tekrar yayına girdiği zaman, bu durumunu kamuya ve okuyucularına bildirmesi de yasaklanmıştı. Almanlar ile saldırmazlık paktının imzalandığı gece, biz dememiş miydik diye yazıp hükümeti müşkül duruma sokabileceğimiz endişesi ile hiç yoktan tam altı hafta kapatıldık.”
* * *
ŞİMDİ meslektaşlarımız, öğrenciler, öğretim üyeleri soracak:
“Kaynak var mı?”
Hiç olmaz olur mu?
Biz Demokrat Parti döneminin gazetecileriyiz, sansür yoktur ama, beteri vardır.
————-
(x) Başlangıçtan Günümüze Türkiye’de Basın Sansürü - Alpay Kabacalı/Gazeteciler Cemiyeti Yayınları









Bu güzel ülke, gençlere emanet edilen bir velinimettir...