GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Cumartesi sabahı saat 7 sularında Cihangir’in caddeleriyle sokakları; ıssız mı ıssız, tenha mı tenha idi.
Sadece arada bir, birkaç taksiyle, 1-2 özel araba geçip gidiyordu değişik yönlere.
Çıplak başı ve sırtındaki kazağıyla bir delikanlı yürüyordu, karşı kaldırımların birinde.
* * *
Yaz, kış, ister hafta sonu olsun, ister bayram tatili; her sabah saat 7’de mutlaka kalkıp, eski ve bakımsız bir Osmanlı çeşmesinin kıyısındaki “kedi evi”nin kedilerine, mamalarını veren “kedici teyze” ayaktaydı sadece.
Çevresinde de 20-30 kedi birden toplanmıştı.
* * *
“Kedici teyze”, sade kedilere mama vermekle yetinmez, 1 saat boyunca da Osmanlı çeşmesinin çevresindeki kirleri, süprüntüleri temizlerdi.
* * *
Saat 7.30’da, pazar gününün yazısını yazmak için, daktilo makinesinin başına geçtim.
Saat 10’da da, faksla gazeteye gönderdim yazıyı.
23 yaşlarında çabalı bir meslektaş olan Tuğba, bizim yazıyı bilgisayara aktaracak ve tekrar bana gönderecekti.
* * *
Saat 11.30’da bilgisayarda dizilmiş olan yazı tekrar bana geldi; ancak bazı yerleri çok silik ve karmaşık gelmişti.
* * *
Tuğba ile telefonla konuşarak silik ve karmaşık yerleri saptadık ve kendisinden yazıyı bir kez daha göndermesini rica ettim.
* * *
Tuğba gereken düzeltmeleri yaptıktan sonra yazıyı bana gönderirken, bizim faksın kâğıdı bitti.
Şükür ki, yedek bir faks bobini vardı.
Ve Tuğba’cık bir kez daha göndermek zorunda kaldı yazıyı.
* * *
Kimsenin ne ilgilendiği, ne de merak ettiği konulardır; sabahları bir “yazı” emekçisiyle, gazetesi arasında olan ilişkiler...
* * *
Artık bizim yazının, sayfaya konacak biçimde çerçevelenmiş, son durumunun gelmesini bekliyordum.
Saat 13.40’tı.
Ve birden elektrikler kesildi.
* * *
Elektrik kesilince de ne faks çalışıyordu, ne kombi, ne klimalar, ne elektrikli çaydanlık, ne de asansör.
* * *
Cihangir’de sık kesilir elektrikler ve uzun sürer. Yine öyle zannettik...
* * *
Sonradan öğrendik ki, Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 10’unu karşılayan Bursa Doğalgaz Kombine Çevrim Santralı’nın, Adapazarı’na giden hattında bir patlama meydana gelmiş.
Üstelik aynı dakikalarda Lüleburgaz Hamitabat Enerji Santralı’nda bulunan 150 bin volt kapasiteli trafoda da ayrı bir arıza gerçekleşmiş.
* * *
Pazar günkü Milliyet, haberi sürmanşetten şöyle veriyordu:
“MARMARA’DA KARA CUMARTESİ
Bursa’daki santral arızası tüm Marmara’yı vurdu. Başta İstanbul, 6 kentte elektrikler saatlerce kesildi, 20 milyon kişinin hayatı durma noktasına geldi.
* * *
Haberin ayrıntıları da şöyleydi:
“Trafik arapsaçı -İstanbul’da yoğun kar yağışıyla birlikte elektrikler gidince kent kaosa gömüldü. Metro ve tramvay hatlarında yüz binlerce yolcu perişan oldu. Trafik ışıkları çalışmadı, yollarda keşmekeş yaşandı. Kombiler de sönünce, dondurucu soğuk evleri buzhaneye çevirdi.”
* * *
Bendenizin dikkatini çeken nokta; bizim Milliyet, Posta gibi birkaç gazete dışında; Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne’yi de vuran trafo patlamalarına; medyada, gereken önem ve ilginin yeterince gösterilmemesiydi.
* * *
Yüzlerce yıldan beri sadece “devlet” önemliydi; o devletin içinde yaşayan insanlar ise, kul yığınlarıydı.
Ve onlar da durumlarını kabul etmiş gibiydiler.
* * * 
Böylesi bir ülkenin bir karikatürü yapılsa acaba nasıl yapılırdı?
Belediyelere ait bir çöp kamyonunun önemini abartmak fena olmazdı; kamyonun şoförü de omuz silkerdi, kamyonun içinde olup bitenlere...
Bir de Hürmüz Boğazı sorunu var; İran askeri botları, izlemeye almışlar Körfez’deki ABD askeri gemilerini...
* * *
Doğrusu büyük kahramanlık.
Nedense Şark siyasetinde, “kahramanlık” her zaman ağır basıyor “akıl”a; kim bilir neden?
* * *
Neyse saat 16.30’da, bizim yazının sayfa biçimi de geldi ve rahatladım doğrusu...
Ne demişler; herkesin bir derdi, değirmencinin de su derdi...
Bendenizinki de “yazı” derdi; kimse farkında olmasa da... 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Polisin uyuşturuculukla ilgili bölümüne ne denir?
Markapon
©Copyright 2012