Epey bir zaman oluyor; “Meclisimebusan Yokuşu”nun, “Kazancı Yokuşu”nun bitimiyle buluştuğu dört yol ağzındaki ufarak bir alanda, kapağı açık bir çöp bidonu görmüştüm.
Bidonun kıyısına konmuş bir martı da gagasıyla çöpleri karıştırarak yiyecek arıyordu.
* * *
Kapağı açık bir çöp bidonunun kıyısına konmuş, gagasıyla çöpleri karıştırarak yiyecek arayan bir martı fotoğrafı, acaba neyi simgeliyor ve özetliyordu?
* * *
Marmara, Boğaz ve hatta Karadeniz’de “trol”le, dinamitle avlanma sonucu balıkların bittiğini mi; yoksa 90 yıl boyunca T.C.’de sürdürülmüş politikaların, vara vara nereye vardığını mı?
* * *
Şöyle de denebilir:
-Yok o kadar da abartmayalım, martıların ne denizlerdeki kuytu kayalıklar yerine, evlerin damlarında yuvalanmalarını; ne de çöp bidonlarında yiyecek aramalarını. Dünyanın tüm denizlerinde bir balık azalması var, buralardaki de normal...
* * *
Normal ve anormal...
Normal ne, anormal ne?
* * *
Gazi:
-Ne mutlu Türküm diyene, diyordu.
Taksim’deki “Cumhuriyet anıtı”nı -ki şimdi kibrit kutusu kadar kaldı- 1928’de İtalyan heykelci Canonica yapmıştı.
* * *
Ankara’yı, bir başkent olarak yeniden düzenlemeye çalışmış olan da, bir “kentçilik mimarı” olan Alman H. Jansen’di.
* * *
İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif ise, şu mısraları yazıyordu:
Bunu benden duyunuz ben ki evet Arnavudum
Başka bir şey diyemem, işte perişan yurdum.
* * *
“Dağbaşını duman almış” marşı da bir İsveç melodisiydi ve eski Arap alfabesinden vazgeçmiş, yerine Latin alfabesini almıştık.
Bütün bunlar normaldi.
* * *
Zaten politikada “anormal” diye bir şey olamazdı. Olsa olsa bazı hatalar olabilirdi.
Örneğin pisuvarların, geleneklerimize uymuyor diye yıkılmaya kalkılması, bir hata idi; anormal bir durum değildi.
Değildi, çünkü geleneklerimize göre bizde erkekler, dizleri üstünde çömelerek çiş ederlerdi kırsal kesimde; ayakta çiş etmek, evlere giren taştan apteshanelerle başladı.
* * *
Şimdi bir de dünkü Milliyet’in sürmanşetine bakalım:
“ ‘İNSANLIK’IN BAŞI VURULDU!
BAŞBAKAN Erdoğan’ın ‘ucube’ diye nitelendirdiği ve aylardır tartışması süren Kars’taki ‘İnsanlık Anıtı’nın yıkımına başlandı...”
* * *
Abbas Güçlü’nün haberi de şöyle manşetleşmişti:
“1.7 MİLYON ÖĞRENCİ SİZİ BEKLİYOR-SİZ NEYİ BEKLİYORSUNUZ
YGS’nin kararı endişeyle beklenirken dün açıklama yapan savcı ‘inceleme sürüyor’ dedi. LYS başvuruları belirsizlik yüzünden, takvim bozuldu. Asıl sorumlular ise suskun.”
* * *
İşte HABER TÜRK’ün de dünkü manşeti:
“HADEMELERLE GEBELİK TESTİ
Okul müdürü, ‘Erkeklerle geziyor’ diye 13 yaşındaki kız öğrenciyi dersten çıkartıp hademeyle tuvalette zorla gebelik testi yaptı.”
Haberi Müslim Sarıyar yazmıştı.
* * *
Bu tür, akıl almadığı için, aklın dışına taşan haberler söz konusu olduğunda; oldum bittim resmi ağızlar:
-Böyle olaylara dünyanın başka yerlerinde de rastlanıyor derler; onlar birer münferit hadise. Üstünde önemle duruyoruz.
* * *
Anormal olan ne; bir martının çöp bidonunda yiyecek araması.
Evet, martınınki bir “anomali”...
* * *
Ya politikacıların seçim kampanyasındaki çatışmalarda söyledikleri:
-Şu kadar gencine, bu kadar genç karşı çıkarırsa, türünden babalanmalar ne?
Çok mu normal?
* * *
İnsanlardaki koşullanmaların hayata geçirilmesi; doğaya aykırı, anormal görünmüyor.
Olsa olsa çağdaşlığa aykırı görülüyor.
* * *
Bir martının, paletli ayaklarıyla tavuklar gibi karada dolaşarak yem araması doğaya aykırı...
“En büyük Türkiye, başka büyük yok” sloganı, ne kadar uygun doğaya?
* * *
Efendim o sadece bir slogan, bir coşku ifadesi; neden doğaya aykırı olsun ki?
* * *
Deprem de doğaya aykırı değildir, su baskınları da.
Ancak ülkeler kademelendirildiğinde; bazıları depremlerle su baskınlarına karşı daha önlemli, daha dayanıklı; bazıları da o ölçüde değil.
* * *
Hangisi daha normal, hangisi değil?
* * *
Bendeniz bazen, uzaktan gördüğüm bir silueti, bir tanıdığa benzetiyorum.
Sonra da yaklaşan siluetin, uzaktan benzettiğim kişi olmadığını görüyorum.
* * *
Ama işin garibi, uzaktan gördüğüm silueti hangi tanıdığa benzetmiş ve yanılmışsam; biraz sonra da o tanıdıkla karşılaşmam ve kendisine:
-Yahu daha biraz önce birini, sana benzetmiştim, demem.
* * *
Uzaktan bakıldığında, 20-25 yıl dahi sürebilecek bir çalkantı dönemine giriliyormuş gibi geliyor bendenize...
Belki de yanılıyorum; en az 2 kuşağın böyle bir çalkantı döneminde yaşamını yitirip gitmesinden de doğrusu korkuyorum...
* * *
Karada yem arayan martılara pek bir şey olmasa da; Suriye’de, Yemen’de, Irak’ta, Libya’da bir şeyler olmakta...
* * *
Hangisi normal, hangisi anormal?...
Sıkıcı bir soru, boşverin...









Ensest'e beraat...