GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

“Dünya ekonomik krizi” koyulaştıkça, ekonomiyle ilgili değişik fıkralar da çoğalmaya başladı.
* * *
Ortaokul sıralarından sınıf arkadaşı olan 2 öğrenciden biri, üniversiteyi bitirdiği halde, öteki liseyi bile bitirememiş.
* * *
Üniversiteyi bitiren, nereye başvurduysa bir iş bulamadığından, sokaklarda “kavrulmuş kestane kebap” satıcılığına başlamış.
* * *
Okulu yarıda bırakanın ise, dayısı çok ünlü ve etkin bir siyasetçiymiş; onun sayesinde “iş hayatı”na atılmış ve “al gülüm, ver gülüm” yöntemiyle, hem politika parfümlü bazı kuruluşların yönetim kurullarına girmiş; hem de en sonunda bir banka sahibi olmuş.
* * *
Sokaklarda kestane satarak geçinmeye çalışan ise, bir türlü belini doğrultamıyormuş.
İki eli böğründe kaldığından; artık banka sahibi de olmuş bulunan eski sınıf arkadaşının karşısına dikilmiş:
-Ben, demiş; ortaokuldayken az yardım etmedim sana; hatırlarsan her sınavda benden kopya çekerdin. Şimdi sıra sende... Sen de, bankanın kapısı önüne yerleşerek “kestane kebap” satmama izin ver ve bankada çalışan memurlara da, kestanelerimin ne kadar lezzetli olduğunu söyle...
* * *
Banka sahibi, eski arkadaşının hatırını kırmamış:
-Neden olmasın, demiş; ne zaman istersen, takım taklavatınla gel yerleş banka kapısının önüne.
* * *
Ve bizim “kestane kebap” satıcısı, küçük ocağının çevresindeki geniş tablada kümelenmiş, ortasından yarık kavrulmuş kestaneleriyle gelip kurulmuş, eski sınıf arkadaşının bankası önüne...
* * *
Sade banka memurları değil, bankaya gelip giden müşterilerin de çoğu, bir külah kestane almaya başlamışlar.
* * *
Üniversite mezunu kestanecimizin durumu, bayağı düzelmeye başlamış. Para kazandıkça, çok daha güzelleşiyormuş gözünde hayat.
* * *
Derken bir gün, ona da eski bir sınıf arkadaşı uğramış:
-Hatırlarsan, demiş; okuldayken senin matematik problemlerini hep ben çözerdim. Çok zor durumda kaldım, şimdi senin de bana yardım etmen gerekir. Lütfen bana bir 100 TL borç ver hemen.
* * *
Durumu bir hayli iyileşmiş olan ve eski sınıf arkadaşının bankası önünde kestane satmayı sürdüren kestanecimiz, kendisinden 100 TL borç isteyen eski sınıf arkadaşına:
-Bak, demiş benden canımı iste vereyim, ama asla para veremem. Nedenine gelince, bankanın sahibi olan eski sınıf arkadaşımla, birbirimize namus sözü verdik; ben hiç kimseye borç para vermeyeceğim, o da kesinlikle kestane satmaya kalkmayacak...
* * *
Bektaşi Babası’na:
-Sence “Politika” nedir, diye sormuşlar.
* * *
Baba erenler de:
-Önce, demiş; vatanı kurtarmak için girilen, sonra da paçayı kurtarmak için, “minare kılıfı” hazırlamaya uğraşa uğraşa devam edilen, bir kürsü nutukçuluğudur.
* * *
İncili Çavuş ise:
-Çok kibar bir tarif bu, diyormuş; yıllar geçtikçe kılıflar yırtılıyor ve içinden sadece “çalınmış minareler” değil, kanlı ve kasıtlı cinayetler de çıkıyor.
* * *
Bir inşaat müteahhidi, ustabaşına bağırıyormuş:
-Ulan yine 2 saat geç kaldın şantiyeye...
Ustabaşı da:
-Başıma büyük bir felaket geldi de ondan, diyormuş.
-Ne geldi, ne felaketi?
-Son sattığımız dairenin sahibi çağırdı beni, duvarlarda çatlaklar belirdi diye...
-Eee?
-Ben de gittim ve çatlakları incelerken, daire aşağı doğru yıkılıverdi, neyse ki ben aşağıdaki yüzme havuzunun içine düştüm.
-Kaçıncı kattaydı daire?
-6’ncı kattaydı...
-Ulan 6’ncı kattan aşağı düşmek, 2 saat mi sürdü sersem; sen git babanı kandır. Bir daha şantiyeye geç kalırsan, 1 haftalık yevmiyeni keseceğim unutma...
* * *
Pahalı mı pahalı bir arabada saatte 200 km hızla giden havalı bir genç, 12 tonluk bir kamyonun peşine takılmış.
Kamyonun da arkasında bir uyarı varmış:
“Frenler çok güçlüdür” diye...
* * *
Ve kamyon, trafik kırmızı yandığında, sıkı bir frenle durunca; arkasından son hızla gelen araba, kamyona bindirip akordeonlaşmış bir hayli.
* * *
Kamyon şoförü, kamyondan inip arkasından kendisine çarpan gencin yanına gitmiş:
-Söylesene bakayım sen, demiş; önünde ben olamadığım zaman, nasıl durdurabiliyorsun arabanı?
* * *
A. Kadir’den bir şiirle bitirelim yazıyı:

Yol

Tekmil haklar alınır,
Tekmil hürriyetler kısılır,
Tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur;
Gökyüzü tıkılır dört duvar içine.

Bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
beni sana getiren yol.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011