GündemRSS
Tümü

Aslında bu yazının geçen hafta yazılması daha uygun olabilirdi.
Gecikmeyse eğer, iki nedeni var bunun.
Bir: Geçen hafta sonu Bursa’da mesleki bir toplantıya katılacağımız için, “Adalete Dair” serisinin 4. yazısını önceden teslim edip gittik.
İki: Bu gecikme bir bakıma iyi oldu. Çünkü Milliyet’e dair yayının sıcaklığı ve heyecanı, görülebildiği kadarıyla azaldı; tansiyon düştü. Okurlarımızın ve çevremizin sorularına rağmen, artık bir şey yazmamıza gerek kalmadığını düşünürken, yazılarını beğenerek okuduğumuz değerli meslektaşımız Mehmet Tezkan’ın 30 Aralık 2011 tarihli yazısındaki bir cümle şaşırmamıza ve üzüntümüze neden oldu.
Tezkan, yazısında, bir kısım Milliyet yazarlarının yazılarındaki “haykırışını” anımsatarak, şöyle diyordu:
“İşler sarpa sardığı için çalışanların da yazarın da burasına geldi. Dünkü haykırışın nedeni budur.
Yazarlar bunu yaparken ister istemez hangi safta olduklarını da ilan ediyorlar. Mecburi bir durum.. Bazen öyle anlar olur ki bana ne diyemezsin, nerede duracağını seçmek zorundasındır. O günlerden geçiyoruz.”
Burada anahtar sözcük “zorundasındır” oluyor.
Bu sözcük, Başbakan Erdoğan’ın “Bitaraf olan bertaraf olur” tehdidini anımsatıyor. Ayrıca, “o günlerden geçiyoruz” söylemi de, o zorundalığa uymayanlara yönelik bir tehdit havası estiriyor.
Biz böyle bir zorunluluğu kabul edemeyeceğimizi okurlarımıza açıklamak zorunluluğu duyuyoruz. Bizim safımızı, okurlarımız zaten biliyor; merak edenler ise, 50 yıllık meslek geçmişimize bakmalı.
Konunun bir başka yanı da şu:
Böylesine bir yayın başlatılırken, bugün söz konusu edilen yazarların da katılacağı geniş bir toplantı yapılıp yayın stratejisi birlikte saptansaydı daha doğru olmaz mıydı? Böylece, bir kısım medya çevresinde ve okurlarda Milliyet’in geleceğine ilişkin endişeler doğmazdı.
Ayrıca, bizim bu köşede 27 Nisan 2011 tarihli yazımızı anımsatmak isteriz. Sanki bugünlerin habercisi gibi...

Bir kitap
İlkeli ve saygın gazetecilerden Mine G. Kırıkkanat, yeni kitabı “Örtülü Özgürlük” için “Bu kitabı, kadını kadının gözünde bile küçülten bir erkek faşizmine, bir baskı kültürüne isyan olarak okuyun” diyor ve ekliyor: “Çünkü demokrasi yasalardan önce kafaların önünde eşitlik ve düşüncede özgürlük demektir.”
Bizce de öyle. (Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2011)

Bir şiir
Necati Cumalı‘yı sonsuzluğa göçüşünün 11. yıldönümünde dizeleriyle anıyoruz:
“Sen sıcaktın yataklar sıcak/Pencerende aydınlık var/ Ateşim kömürüm esmerim benim/ O günlerin tadı başka nerde var/ Gençtik âşıktık deliydik/ Seviştikçe ağardı karanlıklar/ Bunca dağın karlarını erittik.”

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Homeros'un M.Ö yazmış olduğu İlyada adlı yapıtında bahsedilen spor hangisidir?
Markapon
©Copyright 2012