Asker mektupları bir, mapusane mektupları iki; okuyanın içini ısıtan hasret ve sevgi yüklü duygularla başlar. Yeni Postane’nin merdivenlerinde yazılan ve “Önce selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim” diye başlayan asker mektupları iletişim teknolojisinin gelişmesiyle pek azaldı. Onun yerini yoğun biçimde mapusanelerden gelen çile yüklü mektuplar aldı. Aykırı seslere ifrit olan iktidarlar, toplumu yıldırmak, susturmak için modern hapishaneler, adalet sarayları yapmaya yetişemedikçe, bu mektuplar artıyor. Buna da tahammül edemeyen iktidar sahipleri, yasaları, yönetmelikleri, tüzükleri, kısaca “mevzuatı” yeni icatlarla düzenleyerek, kader kurbanlarının seslerini duyurmalarına engel olmaya çalışıyor. Bu durum da adaletin bir parçası.
Buyurun, bir örnek:
Adalet Bakanlığı Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü (Disiplin Kurulu Başkanlığı)’nın 2012/40 sayılı “Sakıncalı mektup değerlendirme kararı”nın girişi:
“Ceza ve infaz kurumumuzda tutuklu olarak kalmakta olan yukarıda açık kimliği yazılı CEYHUN BAY’ın NAİL GÜRELİ’ye göndermek istediği mektup sakıncalı bulunarak mektup okuma komisyonu tarafından disiplin kuruluna havale edilmiştir” diye başlıyor.
Altı sayfalık yazının ilk maddesinde “Otuz hükümlü/tutuklunun mektuplarının sakıncalı bulunarak gönderilmediği ya da kendilerine gelen mektupların verilmediği” iddiası yanıtlanıyor. Sonuç şöyle: “Dolayısıyla burada bir hak gaspı değil, haberleşme hakkının kullanımı esnasında kanun koyucunun belirlediği mevzuata aykırı hareket edilmesi değerlendirilmektedir.”
Zaten meselenin özü de burada.
“Efendim kanun müsait değil” mi diyorsunuz. Tek adamın yanıtı: “Kanunu değiştiririz!”
Nitekim öyle oluyor, örnekleri çok.
Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın yazısında ilginç örnekler var, ama yerimiz kalmadı; başka bir yazıda sürdürmek dileğiyle.
Bir kitap
Gazeteci Burhan Dodanlı’nın dikkate değer kitabı Cumhuriyet Kitapları’ndan çıktı. Kitabın Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın resimlerinin yer aldığı ön kapağındaki yazılar, kitabın içeriğini anlatmaya yetiyor:
“HEPİNİZ SUÇLUSUNUZ- Deniz Yanlış Yargılandı- “...bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden bir kuşak olarak, mahkeme heyeti olan sizler dahil hepiniz suçlusunuz! Asıl suçlu sizler gibi emperyalizme göz yumanlardır. Deniz Gezmiş”
Bir şiir
Dizelerimiz “Uçarı Kentleri Fanzini DÜŞ KENT”in son sayısında Emine Erbaş’ın şiirinden:
“İlk şu an anlıyorum/ Aynı olduğunu aşkın ve ölümün/ Sen oradasın hep aynı uzak aynı yakın/ Ben çalılıktayım ah/ Perişanlığında aklın”









Artık mahkumlar eşleri ve çocuklarıyla cezaevlerinde birlikte olabileceklermiş