GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

İNSANOĞLU; “ateş”i, “tekerlek”ten daha önce bulmuştu. Ve sanırım “ateş” sözcüğünün çok değişik anlamlarda kullanıldığı tek dil de Türkçe.
* * *
Buhar gücünün keşfinden sonra, kömürle kaynatılan özel kazanların “istim” denilen güçlü buharıyla çalışan gemi ve lokomotiflerde; sürekli buhar kazanının altına kömür atan “ateşçiler” vardı.
* * *
Askerlikte ise “ateş”, silahların patlatılması için bir emirdi.
* * *
Bir savaşta “ateşkes” antlaşması ise, karşılıklı savaşın durdurulması anlamındaydı.
* * *
Hastalanınca da insanın “ateşi” çıkardı; siyasetçiler arasındaki sert tartışmalar da, “alacak-verecek” konusundaki tartışmalar da, aile içindeki tartışmalar da, çok “ateşli” olabilirdi.
* * *
Cinsel arzuları sık sık kabaran genç bir erkek için de:
-Ateşli bir delikanlı, denirdi.
* * *
“Ateş” sözcüğünün değişik anlamlarda kullanıldığı daha bir yığın alan vardı:
-Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, türünden...
* * *
3 yuvarlak topu havaya atıp tutan bir çeşit “hünerbaz”lığın; bunu alev alev yanan meşalelerle yapanına, hatta onlardan birini ağzına sokup çıkaranına da “ateşbaz” denirdi.
* * *
Show TV’de Acun Ilıcalı’nın “Yetenek Sizsiniz” adlı bir programı var.
* * *
O programa, “üst düzey bir becerisini” göstererek katılanlar, yarışıyorlar.
* * *
Geçenlerde o programa katılanlardan biri de, bir “ateşbaz”dı.
Sade alev alev yanan meşaleleri havada atıp tutmuyor; tutuşmuş paçaları, tutuşmuş saçları, pantolonunun tutuşmuş arkasıyla; tek tekerlekli bir bisiklette de, sürdürüyordu meşaleleri havaya atıp tutmasını.
* * *
Siyasetçilerin de zaman zaman, bazen de sık sık; paçalarıyla kıçlarının tutuştuğu çok oluyordu.
Kendilerince “siyasal bir hüner” göstermeye çalışırken, yana yana kül olup gidiyorlardı.
* * *
Son günlerde, paçalarıyla kıçı tutuştuktan sonra, kül olmaya en yakın siyasal adaylardan biri, Kaddafi görünüyordu.
* * *
Dünkü Hürriyet’in sürmanşeti de, böyle bir öngörüyü yelpazeliyor gibiydi:
“6. FİLO LİBYA’DA
Akdeniz’deki Amerikan 6’ncı filosunun büyük kısmının Libya açıklarına gelmesi ve Kızıldeniz’deki iki helikopter gemisinin bölgeye hareket etmesi, Libya lideri Kaddafi’yi devirmek için askeri müdahale senaryolarını güçlendirdi.”
* * *
Özellikle de İslam ülkesi liderlerinin anlamadığı, yahut anlamak istemediği bazı “uzay çağı” yenilikleri şunlardı:
1- Hastalananlar arasında olanağı bulunanlar, tedavi olmak için hangi ülkelere gitmeyi yeğliyor ve hangi ülkelere gitmeyi yeğlemiyorlardı?
* * *
2- Hastalanınca, tedavi olmak için gitmenin yeğlenmediği ülkeler; kanlı bir çalkantının içine doğru süpürülüyordu.
* * *
3- Gerçi bu ülkeler arasında, Libya gibi, petrol kaynakları olan ülkeler de vardı ama; petrol artık tahtından iniyordu.
* * *
4- Nükleer enerji santralları, rüzgâr ve güneş enerjisi; çoktan petrolün yerini almaya başlamış ve kasıtlı olarak “ayakları bakımsız kadınların” yoğunlukta olduğu diyarlar; modern teknolojinin ürettiği yeni enerji kaynaklarından yoksun bırakılmıştı.
* * *
5- Petrol şirketlerinin de piyasalarını, hemen kapatmamak gerekiyordu. Tıpkı silah üretimcilerinin de piyasalarını, hemen kapatmamak zorunluluğu olduğu gibi...
* * *
6- Daha önceki yüzyıllarda, sağlıklarında “dünya nimetlerinden” yararlanacak ölçüde “burjuvalaşmış” olamadıkları için; umutlarını öldükten sonra kutsal bir mutluluğa ve öyle bir mutluluğa layık olabilme yöntemlerine lehimlenmiş köylü ülkelerin başına, bir diktatör oturtmak daha kârlıydı. Silah piyasasının en iyi müşterileri onlardı.
* * *
7- Şimdilerde ise, diktatörlerin yoksul bıraktığı halk yığınlarının zenginleşebilmesine ve “burjuva enternasyonalizminin tüketim ekonomisine” ayak uydurabilmelerine gerek vardı.
* * *
8- Bu arada çıkacak kanlı çalkantılar da, silah üreticilerine son bir veda selamı olacak ve birkaç kuşak sürecekti.
* * *
9- Artık “küresel ekonomi”yi politikacılar değil; “küresel ekonomi”, politikacıları yönlendiriyordu.
* * *
10- Asıl merak edilmesi gereken sorunlardan biri de; “ölüm ilanları”nın gazetelerde hiç çıkmadığı “gariban” takımının hangi ülkelerde daha yoğunlaştığı idi.
* * *
11- Onların hepsini, “tedavi olmak için gidilmeyen ortak bir dünya” faraşının içine süpürmek gerekiyordu.
* * *
12- Böylece genç kuşakların, çıkmaz sokaklarda kendilerine yol araması da, kaçınılmaz oluyordu.
* * *
Leyleklerin gelme zamanı...
Ama havalar henüz çok soğuk...
* * *
Bendeniz de merak ediyorum, bakalım gelişlerini biraz erteleyecekler mi, ertelemeyecekler mi?
* * *
O yüzden de bendenizin aklı havalarda...
Lütfen hoş görüle...

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011