GündemRSS
Tümü
19 Kasım 2011 - 02:30

Kralın güçlü olduğu yerde halk zayıftır

Profesör Iqbal Quadir, Bangladeş’te şehir merkezlerine ve 68 bin köye iletişim hizmeti sağlayan projesiyle tanındı, pek çok ödül aldı. Bangladeş’in kırsalında doğup büyüyen, ailesi göç ettikten sonra ABD vatandaşı olan Quadir, bugün anavatanında en büyük telekomünikasyon şirketinin kurucusu.
Quadir’in başarısının sırrı, 250 bin küçük girişimciye destek sağlayıp uluslararası telefon operatörleriyle bir araya getirmesiydi. Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) gelişmekte olan ülkelerde küçük girişimciliği destekleyen bir kürsü kuran Quadir, Global Girişimcilik Forumu’nun baş konuşmacısı olarak İstanbul’daydı.
Aslında Quadir, Türkiye’nin yabancısı değil. Sufizme inanan kardeşi Konya’ya yerleşmiş ve bir Türkle evli. Profesör, kardeşini ziyaret edip Konya, Çatalhöyük, Kapadokya’yı gezmiş. Hatta “uzaydan biri gelse ve dünyada ilk nereyi göreyim dese, Türkiye’ye git derim” diyor.
Quadir ile bir araya geldiğimiz öğle yemeğinde, girişimcilikten ziyade, siyaset ve kapitalizm hakkında sohbet ettik. Zira Quadir’in girişimciliğe bu kadar önem vermesinin altında iki ana fikir yatıyor:
1. Teknoloji, fakirliğin ilacıdır. 2. Merkezi sistemin güçlü olduğu ülkelerde vatandaş güçsüzdür.

Güç, yolsuzlaştırır
Quadir, Wall Street Journal’da yayımlanan bir yazısında şöyle diyordu: “Amerika, gelişmekte olan ülkelerin bürokrasilerine para yardımı yapmaktan vazgeçsin. Demokrasinin yeşermesini istiyorsa küçük girişimciyi desteklesin.”
“Her şey bu kadar basit mi?” diye sordum kendisine. Quadir, kendine has utangaç gülümsemesiyle “Bir ülkeyi merkezi sistemden uzaklaştıran her adım, demokrasiyi güçlendirir” cevabını verdi: “Dikkat edin... Merkezi sistemin güçlü olduğu yerlerde girişimcilik zayıftır. Fikirler hayat bulamaz. Tam tersi de geçerli. Yani gücün tek adamda, tek yönetimde toplanmadığı ülkelerde girişimcilik canlıdır, halk kendi kararlarını verir.”
Amanın! Biz tam tersini bilir ve uygularız sevgili profesör!
Quadir, İngiltere’nin demokrasiye geçişinin hızlı olmasını “zayıf krallara” bağlıyor. Japonya’nın dünya savaşından sonra hızla kalkınmasının sebebini de “merkezileşmekten uzak” olmasına bağlıyor. “Güç, gücü besler. Güç, yolsuzlaştırır. Kimse sizi durduramaz. Çok güçlü yöneticilerin olduğu ülkelerde hesap sorma gücünüz olmaz.”

Gerçek kapitalizm
Peki, merkezi bir sistemle yönetilmeyen ABD’nin içinde bulunduğu ekonomik resesyona ve ülkedeki “Yüzde 99” hareketine ne demeli?
Quadir’e göre bu sorunlar çıkıyor, çünkü dünyada “gerçek” kapitalizm uygulanmıyor: “Pazar gücüne fakiri dahil etmediğiniz sürece kaybetmeye mahkûmsunuz. Oysa genel anlayış, zenginin fakire yardım etmesi gerektiği.”
Merkezileşmeye dair önemli bir not: Quadir, Bangladeş’ten ABD’ye geldiğinde en iyi üniversitelerin Washington’da değil, ülkenin farklı şehirlerinde olduğunu görünce pek şaşırmış. Ve daha fazla insanın eğitim, altyapı, teknoloji imkânlarından yararlandığı bir ülkede daha hızlı bir gelişmenin olacağına o günden inanmış.
Dikkat edin, bizde de “en iyi üniversiteler” İstanbul ve Ankara’da değil mi? Hatta artık “her şeyin” merkezi İstanbul olmadı mı? Yerel yönetimlerin zayıflığı ve Ankara’ya bağımlılığı devamlı sorun yaratmıyor mu? Girişimci ruh, yeni fikirler, ne kadar teşvik ediliyor?
 

 

HAYRET, HAYRET!
-  CHP, Tunceli milletvekili Aygün’ün Dersim katliamıyla ilgili sözleri üzerine “disiplin” soruşturması başlattı. Acaba CHP, kendi yapısı ve tarihle yüzleşmeden, ilkokul düzeyindeki disiplin düzenlemeleriyle nereye varacak, hiç düşünüyor mu?    
- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, deprem riskine “hazırlık” için bir toplantı yapmış. Hayır, 2004’ten beri bu koltukta oturan Topbaş, Van depremini mi bekledi? 
- Dink cinayetiyle ilgili soruşturulan 30 kamu görevlisi hakkında “görevi ihmal”den yargılama izni çıkmadı. Aralarında Muammer Güler, Celalettin Cerrah, Ali Öz’ün de bulunduğu görevliler, “suça iştirak”ten yargılanacakmış. Kim inanır?
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011