Epey zaman oluyor, ilk kez TV’lerdeki “Kung-fu” adlı bir film dizisinde görmüştüm “Uzak Doğu”ya ait karşılıklı dövüş biçim ve çeşitlerini.
* * *
“Uzak Doğu”ya ait dövüş biçimleri ne boksa benziyordu, ne yağlı güreşe, ne de “grekoromen” güreşine...
* * *
“Gard”ını almanın yöntemleri de değişikti, zıplayıp hasmının ensesine tekme yapıştırmanın da...
* * *
Aksiyon filmlerinde ve özellikle de casusluk filmlerinde; kadınların da birer “gizli ajan” rolünde kullanımları arttı.
* * *
Gerçi kimin kiminle neden dövüştüğünü her zaman tam kestiremiyor ve filmin özetini ekrana getirdiğimde, özeti de fazla “suyuna tirit” buluyorum ama; “gizli ajan” rolündeki kadınların, karşılarına çıkan erkek düşmanları, “karate” yöntemleriyle yere sermeleri hoşuma gidiyor.
* * *
Bizim gençliğimizde, erkekleri “karate” yöntemleriyle yere seren kadın “aktrisler” hiç yoktu.
Şimdiyse bu tür aksiyon filmleri epey çoğalmışa benziyor.
* * *
Prof. Dr. Eser Karakaş’tan öğrendiğimize göre, Fransa’daki ilkokullarda artık sadece 5 ders okutuluyormuş:
1-Fransızca
2-İngilizce
3-Matematik
4-Bilgisayar
5-Tarih... Tabii hamasete dayalı uydurma bir tarih değil...
* * *
Türkiye ise, aile içinde ve dışında “kadına uygulanan şiddet” eylemlerinde Avrupa şampiyonu.
* * *
3-4 ay önce Arda Akın’ın Hürriyet’te yaptığı bir incelemeye göre; biten yılın sadece 7 ayında kız ve kadınlara 478 tecavüz, 722 taciz, 6423 aile içi şiddet olayı saptanmış.
* * *
Hani içimden bir ses diyor ki:
-Bizlerde ilkokullarda özellikle kız öğrencilere, “karate” yöntemiyle dövüşmeyi öğretsek...
* * *
Öğretsek de, kendilerine musallat olan belalılarını da, boşandıktan sonra kendilerini öldürmeye gelen eski kocalarını da, töre cinayetlerinde canlarına kasteden yakınlarını da şöyle güzelce yere serseler bir...
* * *
Gündeme kış, bütün ağırlığıyla geldi vurdu damgasını...
Siyasal gündem hafiften geride kaldı.
* * *
Gerçi Davos’ta AB üyesi ülkelerin bize hayran olduğu ortaya çıktı ama, bu arada Van’da da 127 çadır yangını, kıyı da kaldı.
* * *
Tıpkı Sütlüce’deki bir lokantada sevgilisini öpen bir genci, lokanta sahibinin bıçaklayarak öldürmesindeki kovuşturma gibi...
* * *
“Devlet”in içinde sanki “devlet, temsil edilirmiş gibi”; emekli bir vali de:
-Ben valiyken devleti temsil ediyordum, diyordu.
* * *
Bu arada Avustralya Başbakanı da, kendisini protesto edenlerden, pabuçlarını bırakarak kaçmış.
* * *
88 yıldır dünyanın hayran olduğu Ankara’da, hiçbir başbakan, idam sehpasına gitse de; kimsenin önünde pabuçlarını bırakarak kaçmadı.
* * *
Ancak “Yüksek İnsani Gelişme Endeksi” diye, bir başka ölçü daha var.
* * *
Bu endeksin kriterleri şöyle:
1-Ortalama yaşam süresi
2-Eğitim düzeyi
3-Kişi başına düşen gelir ve alım gücü...
* * *
“Yüksek İnsani Gelişme Endeksi”ne göre; Dünya’da Norveç 1’inci, Avustralya 2’inci.
Türkiye ise 183 ülke arasında 79’uncu.
* * *
Geçtiğimiz pazar akşamı, hava neredeyse dondurucu ve “sıfır” dereceyken; Fenerbahçe-Mersin İdman Yurdu maçını izlemek için Saraçoğlu stadına binlerce kişi gelmişti.
* * *
Bendenizce, o izleyicilerin hepsi birer kahramandı.
* * *
Bu arada “Ankaragücü”nün yenilgileri de; Ankara’nın gücüne bütün dünyanın hayran olduğunu iddia eden politikacıların alınganlığına neden olabilir...
* * *
Hayat zaten bir “Karate” değil mi?
Poyraz çok sert eserken, hava da 4 dereceyken; spor koşusu yapan bir kadınla, gençten bir erkek; zamanın görünmez hamlelerine karşı “gard”larını almaya çalışıyorlardı.
* * *
Siyasetçiler de, birbirlerinin ense köklerine zıplayarak bir tekme indirmek istemiyorlar mıydı?
* * *
Esat Mahmut Karakurt sağ olsa da, “hayatın” da bir “karate” dövüşü olduğu yorumunu okusa, ne derdi bilir misiniz:
-Köşe başı felsefesi, derdi.
* * *
Bakalım siyasal gündem, ne zaman “kış”a ağır basacak?









Yeldeğirmeni ile savaş