Kim bilir kaç yüz yıldır süren bir gelenek vardı bizde; 2 bayram arasında düğün yapılmazdı.
Nedeni de açıktı, bayramlarda harcamalar arttığı için; 2’sinin arasına bir de “düğün” yükünün bindirilmesinin anlamı yoktu.
* * *
Epey bir zamandan beri, bu gelenek bozulmuşa benziyor; Ramazan Bayramı’nın, 9 günlük uzatılmış tatili henüz bitmeden bile; sokaklarla caddeler, önü gelin tülleri ve çiçeklerle süslenmiş gelin arabalarının, “şerefe” basılan korna sesleriyle çınlıyordu.
* * *
Nikâh dairesinden yeni çıkmış gelinle güveyin, en çok fotoğraf çektirdiği yerlerden biri, Sütlüce’deki Rahmi Koç Sanayi Müzesi...
Özellikle oralara uğramış turistlere, epey garip görünen bir manzara ama, öyle.
* * *
Ihlamur Korusu ile Fenerbahçe Parkı’nda da, her gün rastlayabilirsiniz fotoğraflar çektirip duran, telli duvaklı gelinlerle lacivert takım elbiseli, kravatlı güveylere...
* * *
İstanbul’da, vitrinlerinde değişik tip mankenlere giydirilmiş çeşit çeşit beyaz gelinliklerle; gelinlik mağazaları, adeta yarış ediyorlar dönerci dükkânları ve kebapçı lokantalarıyla...
* * *
Vaniköy de öyle, Fatih de öyle, Pendik de öyle, Ortaköy de öyle, Kalamış da öyle, Nişantaşı da öyle...
* * *
Bu da doğal, Türkiye nüfusunun yaş ortalaması 28...
Avrupa’nın durmuş oturmuş kentlerinde bu kadar gelinlik mağazasına pek rastlanmaz.
* * *
Gündem yeni Anayasa taslağı üstünde kutuplaşmalara doğru kayarken; 2 bayram arasındaki düğünlerle, gelinlik mağazalarına taktırmak, fasarya sayılabilir...
* * *
Ancak 30-40 yıl süreceğe benzeyen çalkantılı bir dönemde -buna İstanbul depremi de dahil-; o evliliklerden doğacak çocukların başına patlayacak kabak, gibi görünüyor bendenize.
İnşallah aldanıyorumdur.
* * *
Şimdi gelelim dünkü gazetelerden bazı haberlere...
Radikal’in, ilk sayfasının altından mavi bir çerçeve içinde verdiği haber:
“Dereye fen lisesi
Rize’de yaşanan sel felaketi, imar rezaletlerini de açığa çıkardı. Devlet dereye fen lisesi yaptırmış.”
* * *
Vatan da, aynı olayla ilgili haberi fotoğraflı olarak, ilk sayfasının altından yine çerçeve içinde vermiş:
“5 MİLYAR DOLARLIK SEL YOLU!
Şiddetli yağış, Rize’yi çamur deryasına çevirdi. Başkan Halil Bakırcı ‘Üç evi yıkan, 10 evi yutan, 400 evi de boşaltan felakete, kentten 70 santim yükseğe inşa edilen sahil yolunun sel sularını baraj gibi tutması yol açtı’ dedi. Yapımı 20 yılda biten ve 5 milyar dolar yutan ‘Karadeniz Sahil Yolu’ yeniden gündemde.”
* * *
Cumhuriyet’ten de yine çerçeve içinde alt alta 2 ayrı haber:
“Ekonomi üzerinde kara bulutlar
Dolar fırladı dış borç kanatlandı”
* * *
“Üniversiteli işsizler kuyrukta
Vekile doktora yapmış şoför”
* * *
Ve haberin ilk başlangıç cümlesi:
“Milletvekillerine şoför ya da hizmetli olarak çalışmaları amacıyla, aralarında doktora yapmış ya da iki üniversite bitirmiş çok sayıda işsiz genç TBMM’ye başvurdu.”
* * *
Tüm Türkiye’de kaç gelinlik mağazası bulunduğunu bilen kimse olduğunu hiç sanmıyorum.
Ancak galiba evlenmeler arttıkça; boşanmalar da artıyor, kadınlara karşı şiddet eylemleri de...
Ufacık çocuklar da, “anneli-babalı” bir aileden yoksun kalıyor.
* * *
193 devlet temsilcisinin toplandığı Birleşmiş Milletler binası, ABD’nin göbeğindeki New York’ta...
***
ABD’nin göbeğinde toplanan 193 devlet temsilcisinin büyük çoğunluğu, en çok da ABD’ye veriştiriyor.
* * *
BM binası İstanbul’da olsaydı da, orada toplanan devlet temsilcilerinin çoğunluğu sürekli Türkiye’ye veriştirseydi...
* * *
Aradaki farkları bu tür kıyaslamalar gösteriyor.
Türk kamuoyu; bu tür kıyaslamaların bilinci dışında; örneğin “basın özgürlüğü” açısından 196 ülke arasında 112’nci olduğumuzu kaç kişi biliyor?
O nedenle de, “içine kapalı toplumlar”dan sayılıyoruz hâlâ daha...
* * *
Karl Marx sağ olsa, yeni bir “manifesto” yayınlardı belki de şöyle:
“Dünya kadınları birleşiniz, ezilmişliklerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yoktur.”
* * *
New York’ta bir de, “Dünya Kadınlar Birleşmiş Birliği Merkezi” kurulsaydı...
* * *
Birkaç hafta önce Suriye’den bize kaçan keçiler sorunu vardı.
Suriye’den kaçan keçiler, sebze ve meyve bahçelerini perişan ettikleri için, manavlarda da fiyatlar yükseliyordu.
* * *
Kaçak keçiler sorunu gündemden düştü.
* * *
Bazen bizim yorumcular da, gezginci “Milli Piyango Bileti” satıcılarına benziyorlar.
Özellikle “Arap baharı”na, şansa çıkacak piyango biletleri dağıttıkları halde; kırmızı bayraklı resmi cenaze törenlerini azaltacak bir şansa, kendileri sahip olamıyorlar.
* * *
Gezginci “Milli Piyango Bileti” satıcılarına da, hiç piyango çıkmaz ya...
* * *
Yüzlerce yıllık bir geleneğin bozulması ve 2 bayram arasında da düğünlerin artması; bir kalkınma işareti...
* * *
Keşke “kalkınma”, “gelişme”yi de gerçekleştirebilseydi; araba sahibi olup, araba kullanmayı öğrenenler, yolları kullanmayı da öğrenebilseydi...









İstanbul bir küresel kent (global city)