GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

“Şike” tayfunu, nihayet sakinleşmeye başladı, derken...
Yıldırımlar, hortumlar, tsunamiler; gündemin doruğunda yeniden esip gürlemeye başladı.
* * *
Kadınların ağzında ise özellikle, ünlü mü ünlü bir “Hocaefendi”nin; ilişkili olduğu gizli bir çeteyle, dışarıdan sık sık pahalı “odalıklar” getirttiği iddiası üstüne tutuklanıp; o sırada aniden hastalanınca da, hastaneye kaldırılması dolaşıyor.
* * *
Olay da bendenize Moliére’in 340 yıl kadar önce yazdığı “Tartuffe” tiyatro oyununu hatırlattı.
* * *
“Orgon” adında dindar mı dindar bir adam, kilisede gözünün pek tuttuğu, dinine diyanetine çok bağlı görünen “Tartuffe” adındaki gençten biriyle dostluk kuruyor.
* * *
Kilisede kurulan dostluk, öylesine ilerliyor ki; nihayet Tartuffe, Orgon’un evine kapılanıyor.
O sıralarda Orgon’un aklından kızını Tartuffe ile evlendirmek bile geçmekte...
* * *
Orgon’un büyük oğlu ise, eve kapılanan Tartuffe’ün; dindar bir genç değil, bir sahtekâr olduğu kanısında...
Evden birtakım şeyler yürüttüğünü, hatta annesine bile sarkmaya kalktığını gözlüyor çünkü...
* * *
Durumu babasına anlatmaya uğraştıkça uğraşıyor ama, bir türlü inandıramıyor.
Ve bir gün Orgon, bir masanın altına saklanarak, olup bitenleri gözleriyle görmek istiyor...
* * *
Görüyor da oğlunun haklı olduğunu. Tartuffe’ün yapmadığı rezalet kalmıyor evde.
* * *
Yapılan kovuşturma sonunda, Tartuffe’ün dinine bağlı bir kimlik gösterisiyle; kiliseye gelen dindar insanları dolandırıp duran bir sabıkalı olduğu çıkıyor ortaya.
* * *
Moliére’in “Tartuffe” piyesi; kiliseyi de azıcık çimdikleyen, sahte dindarlar üstüne yazılmış ilk tiyatro oyunuydu.
* * *
Kendisi 51 yaşında öldüğü zaman; Kilise, Moliére için dini bir ayin yapmayı reddetti.
Neyse ki Kral IV. Louis, sanattan anlayan ve Moliére’i de seven bir kraldı.
Moliére’i, geceleyin ayinsiz gömdürdü.
* * *
Güzel genç bir kıza, yahut yakışıklı bir delikanlıya âşık olmak; bir “Doğa verisi”dir; onların sevişip çiftleşmelerinden, sağlıklı ve albenili çocukların üremesi için...
* * *
Şimdi bir de kadınların -vazgeçtik cinsel özlemlerinin tatminini- İNSAN’dan bile sayılmadığı; o nedenle de bazı babalara:
-Kaç çocuğunuz var, diye sorulduğunda; kız çocuklarını pas geçip, sadece erkek çocuklarının sayısını söyledikleri diyarlara bir baksak...
* * *
Oralarda milyonlarca, belki de milyarlarca kadından, yüzde kaçı “cinsel bir doyuma” ulaşmış olarak yaşamakta; yüzde kaçı da “cinsel bir sevişmeyle doyumdan uzak”, sadece erkeklerin kendilerine, bencil bir “orgazm aracı” olarak baktığı, sürekli olarak da aşağıladığı bir köle olarak yaşamakta?
* * *
Böyle bir dengesizlik, “Doğa’nın, memeli canlılar için kurguladığı mekanizma”yla zıtlaşmakta...
* * *
Neden zıtlaştığının, bilimsel bir açıklamasını merak ettiğimizde de; karşımızda “ekonomi”yi buluyoruz.
Doğa’da ise “ekonomi” yoktur.
* * *
Ancaaak...
Kadınların, İNSAN’dan sayılmadığı yerlerin bir haritası çıkarılsa; “birbirinin yarısı sayılan” “kadın-erkek” bütünleşmesinin dengesi bozulduğunda; ne belaların yaşandığı ile, ne “psikopatolojik” salgınların toplumu kaplamış olduğu da; öyle bir haritanın kapsadığı ülkelerde açık seçik ve net görülebilir.
* * *
Kaldı ki “Uzay çağı”nda; böyle bir dengesizlik, “Dünyasal ekonomik krize” de neden olmakta...
* * *
Şöyle ki:
1-Modern teknoloji sayesinde üretim arttırdıkça arttığı halde, fabrikalar kapanmakta; aldıkları kredileri ödeyemedikleri için de, bankalar iflas etmekte...
* * *
2-”İNSAN hakları” açısından, “kadın-erkek” dengesi de düzgün olsa ve kadınlar yoksulluktan kurtularak, “evrensel kalitede” bir müşteri durumuna dönüşseler; piyasalar açılacak, fabrikalar üretimlerini arttırmayı sürdürecekler, bankalar da iflastan kurtulacak...
* * *
3-”Politika” ile “bilim” tam çatışma döneminde...
“Politika” kendi çıkarına göre, beylik demagojilere sarılıyor; “bilim”, kozmosun olanaklarını keşfederek, İNSAN yaşamını çok daha rahatlatacak yeni icatlar geliştiriyor.
* * * 
4-Doğa, yahut kozmos; kendi verileri İNSAN’lar tarafından da kullanıldığı ölçüde; toplumsal yaşamları, kendi düzeni içine daha çok çekiyor.
* * *
5-O nedenle de, önümüzdeki yüzyıllarda “dünya vatandaşlığı”nın gerçekleşmesi ve “yoksul-zengin” ayrımının bitmesi; “kadın libidosu”nun da çok doğal karşılanması gerekiyor.
* * *
Bilmem acaba aldanıyor muyum?
Ancak 2500 yılında, kazara bu yazı birilerinin eline geçerse; sadece ve sadece onlar karar verebilecek saçmalamış olup olmadığıma...
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Hangi futbol takımımızın rengi sarı kırmızı değildir?
Markapon
©Copyright 2011