Artık gına geldi denir ya, işte öyle. Herkesin ağzında aynı sakız: Yargı reformu; reform yapılacak da, adalet saat gibi işleyecek.
İşin kötüsü, reformsuz yargı ve adaletsiz hayat, alışkanlık haline geldi. Çoğu kimse adaletin, hakkın hukukun yerini bulacağından umudunu kesmiş gibi.
Söz arasında konu adalete gelince, “Boş ver onu” havasında bir umutsuzluk egemen oluyor.
Yeni anayasayı, dolayısıyla yargı reformunu gerçekleştirmeye soyunan siyasal erkânın görünüşteki söylemlerinin altında da benzer umutsuzluklar seziliyor.
Konya’da yapılan toplantıda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, bu anayasanın siyaseten son kullanma tarihinin geçtiğini” ilan ederek, “Artık bu anayasanın Türkiye”yi geleceğe taşımasına imkân yoktur” dedi. Çiçek ayrıca, “Türkiye’de yargı sorununun olduğunu ve son 10 yıldır da Türkiye’nin öncelikli gündemini yargıdaki iş yükü, verilen kararlar ve tutukluluk sürelerinin oluşturduğuna dikkat çekerek, Adalet Bakanlığı’nın bu sorunları yasal düzenlemelerle hafifletmeye çalıştığını, paketin sorunların bir bölümünü çözeceğini söyledi.
Şimdi siz: ”Bu 10 yıldır Türkiye’nin gündeminde, siz de 10 yıldır iktidardasınız. Bu necilik oluyor?” diye eleştirebilirsiniz, ama Çiçek’e haksızlık etmiş olursunuz.
Bize kalırsa, TBMM Başkanı, her zamanki zarafetiyle 10 yıllık iktidara bir özeleştiride bulunuyor.
On yılın muhasebesi yapılırken pek çok konuya mazeret bulunabilir, ama şu uzun tutukluluk sürelerinin çözümlenmemesine akıl erdirmek zor. Çünkü anayasa referandumundan sonra, Yargıtay’da ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) cemaat anlayışıyla yapılan düzenlemeler geliyor. O düzenlemeler kullanılarak, nice insan aylardır, yıllardır tutuklu olarak adalet bekliyor.
Cemil Çiçek’le girdik, devam edelim; bunun kabahati de tek başına bugünkü meclis başkanında değil elbet.
Ah, tek adamlık, ah!
Bir kitap
Duygu yoğun kitaplara imza atan Nevra Bucak, 20 yıl önce yazdığı kitabı çekmeceye koymuş öyle duruyordu. Sanki kahramanını kıskanırcasına gün ışığından saklıyordu, Yirmi yıl sonra, yayıncısı bunun farkına varınca kitabı bastı ve “Kadınların Şarkısı” ortaya çıktı. Kitapta, aşkın hüzünle yoğrulduğu, gerçek aşkla platonik aşkın arasında kaybolan genç bir kadının şaşırtıcı öyküsünü okuyorsunuz (Aya Yayınları).
Bir şiir
Dizelerimiz Servet Çolak’ın “Sınır” kitabından (Gerçek Sanat Yayınları):
“Ben gidiyorum zaman doldu/ söyleyeceklerin bittiyse/ bitti/ senin için hırsızlık yaptım/ vereyim gitmeden/ hırsızlık mı, benim için mi/ evet... işte burada/ dağdan çaldım/ ne güzel papatyalar.”









Binalara “ısı pay ölçer”cihazları ve ısı yalıtımı zorunluluğu.