GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Habertürk’ün 16 Şubat tarihli “facebook”unda; Küba Komünist Devrimi’nin lideri Fidel Castro’nun; bendenizce, bütün dünya basınında manşet olacak değerde bir demeci yayınlandı.
* * *
Fidel Castro’nun demecindeki en çarpıcı cümle şuydu:
-Belki “entelektüeller”; herkesten daha fazla yeteneksiz ve yetersiz olan biz politikacıları, ikna etmeyi başarabilirler.
* * *
Yarım yüzyıldan beri dünyaca ünlü politik bir lider; kendisi de dahil, tüm politikacıların herkesten daha fazla yeteneksiz ve yetersiz olduğunu açıklama zorunluğunu duymuştu.
* * *
Küba devriminin lideri, neden böyle bir zorunluk duyduğunu da; Küba’nın başkenti Havana’da açılan 20. Uluslararası Kitap Fuarı’nda yaptığı konuşmada, şöyle açıklıyordu:
1-İnsan nesli, gerçek bir yok olma riskiyle karşı karşıya. Bunu önlemek için çaba gösterilmesi lazım.
* * *
2-Çevre kirliliği, iklim değişikliği ve nükleer silahlanma; böylesi bir felaketin ilk nedenleri...
* * *
3-ABD’nin 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine attığı, dehşeti ve binlerce insanın ölümüne yol açan nükleer bombaları hatırlarsak; “günümüzde güneşin doğmadığı bir nükleer kış meydana getirmek için, bu silahlardan 100 tanesi yeterli olur”, unutmayalım.
* * *
4-İklim değişikliğinin de en büyük olumsuz etkisi, gıda ürünlerinde görülmekte...
* * *
5-Gençler, bu konuları iyi bilip sessiz kalmamalı. İnsan neslinin sona ermesi bir asır sürebilir, eğer daha önce bir savaş çıkmazsa...
* * *
Küba haber ajansı “Prensa Latina”ya göre, Fidel Castro; yaklaşık 20 yıl kadar önce Birleşmiş Milletler’in, “Çevre ve Kalkınma” konulu bir toplantısında da, aynı uyarıları yapmıştı. Ancak o uyarıların yapıldığı tarihe oranla, aynı tehlikeler günümüzde çok daha acil bir duruma gelmişti.
* * *
Fidel Castro:
-Şayet, diyordu; “entelektüeller”, şu anda yaşadığımız ve yanıtı ertelenemeyecek tehlikeyi özümserlerse; belki onlar, herkesten daha fazla yeteneksiz ve yetersiz olan biz politikacıları da, ikna edebilirler.
* * *
Şimdi bir de dünkü Star’ın manşetine bakalım:
“HEDEF TAHTASI MEHMETÇİK
Askerin eline pimi çekilmiş bomba veren teğmenden sonra ikinci skandal. Hedef tahtasını askerlere tutturan yüzbaşının atış talimi kan dondurdu.”
* * *
Aynı haber dünkü Milliyet’in sürmanşetine de:
“BU NASIL KOMUTAN!” başlığıyla taşınmıştı.
* * *
Tunus ve Mısır’da başlayan halk ayaklanmaları; Libya’ya, Yemen’e, Bahreyn’e ve İran’a da uzanmış; milyonlarca insan, ordu gücüne dayalı otoriter yönetimlere karşı çıkmaya başlamıştı.
* * *
Bazılarının çağdaş bir görüntüsü de olan “militarist” yönetimlerin ırgalanmaya başlaması, bir rastlantı değildi.
* * *
Bundan böyle, yoksul ve “kadın-erkek eşitliği” bozuk diyarların, çağdaşlığa aktarılmasında; “militarizmin” kullanılma dönemi gerilerde kalmıştı.
* * *
Öldükten sonra kutsal bir mutluluğa layık olma inancıyla yaşayanlar; artık “burjuva enternasyonalizminin küresel tüketim ekonomisiyle” karşı karşıya bırakılıyordu.
* * *
Fidel Castro’nun sözünü ettiği tehlikeler, ancak 5 kıtada; üniversiteler, mahkemeler, hastaneler, yerleşim birimleri, prof’lar, yargıçlar, doktorlar, insanların yaşam düzeyleri; “eşdeğer bir kalitede” olması koşuluyla frenlenebiliyordu.
* * *
Politikacıların saltanatına ve silahlara akıtılan paralar; hem modern teknolojinin üretimlerine piyasaları kapatıyor; hem bilimsel gelişmelerle, uzay çağının yeni boyutlarını, yoksulluğa çakılı kalmışların yaşam menzili dışında tutuyordu.
* * *
Böyle bir süreç, bir türlü “gelişmiş” olamayan yörelerde elbet epey bir çalkantıyla ırgalanmaya da neden olacak ve ne yazık ki, bu arada 2 kuşak da, “ziyan olma” epidemisiyle burun buruna gelecekti.
* * *
Fidel Castro:
-Herkesten daha fazla yeteneksiz ve yetersiz olan biz politikacılar...
Saptamasını boşuna yapmıyordu.
* * *
Özellikle köylü ağırlıklı toplumlarda politikacılar, öncelikle yaratıcı beyin ve gönülleri yok ediyor; Nâzım Hikmet’e:
Bugün pazar,
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar...
Şiiriyle, Cahit Irgat’a:
İnadına mı güzelsin
Akşam üstleri,
Demir parmaklıktan gördüğüm deniz?
Şiirini yazdırtıyorlardı.
* * *
Yaratıcı beyin ve gönül adamlarını yok ediyorlardı da, ellerine ne geçiyordu?
* * *
Ne geçtiğini anlamak için de, bakmak gerekiyordu ellerine; örneğin Tunus’ta Bin Ali’nin eline 1.5 ton altın geçtiği şimdi anlaşılıyordu.
* * *
Fidel Castro’ya hak vermek gerekiyordu galiba...

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Duygu Asena'nın yazmış olduğu "....... ... Yok" kitabının tam adı nedir?
Markapon
©Copyright 2011