Mehveş Evin mehves.evin@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Dün öğle saatlerinde, Filipinler’deki sel felaketinde ölenlerin sayısı 650’yi bulmuştu... Yüzlerce insan da kayıp. “Washi” fırtınasıyla tam 12 saat boyunca aralıksız olarak yağan şiddetli yağmur, derelerin taşmasına ve evlerin sular altında kalmasına neden oldu.
BM’nin son araştırmasına göre Filipinler, küresel iklim değişikliğinden en fazla nasibini alacak üçüncü ülke. İlk ikide Vanuatu ve Tonga var. Filipinler’i takip eden ülkelerse Solomon Adaları, Guatemala, Bangladeş, Timor-Leste, Kamboçya ve El Salvador.
Filipinler’de doğal afetlerin sayısı giderek artıyor. Ancak seller altında kalan iki güney şehrinde, daha önce böyle bir tropik fırtına yaşanmamış.
Galiba her şeyin bir ilki var...
İklim değişikliği denen gerçek bize şimdilik uzak görünebilir. Ama hepimizi er ya da geç, farklı şekillerde etkileyecek.
SU SIKINTISI
Radikal gazetesi, küresel iklim değişikliğiyle ilgili haberinde, Türkiye’deki kuraklık sorununa el atmıştı. Fatih Yağmur’un haberine göre, meteoroloji uzmanları ciddi bir yağış sıkıntısı çekeceğimizi söylüyor.
Durban’daki İklim Konferansı’nda açıklanan, İngiltere Meteoroloji Dairesi raporuna göre, Türkiye nüfusunun yüzde 45’inin 2100’de ciddi su sıkıntısı çekeceğini yazmıştım.
Şimdilik “uzaktaki bir felaket senaryosu” diye algılanan 100 küsur sayfalık bu raporla ilgili bazı detaylara bakmakta fayda var.
- 1960’tan beri Türkiye düzenli olarak ısınıyor. Bölgesel sıcaklıkların ortalaması artıyor. Daha sıcak gündüz ve gecelerin sayısı artıyor.
- Son 40 yıllık verilere göre kuzeyde 2.5-3, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da 3-3.5, Doğu’da 3.5-4 derece ortalama artış gözlendi.
- Hava değişikliği modellemesine göre, gelecek yıllarda iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğimiz, mesela buğday üretimi ya da balıkçılığın nasıl etkileneceği de hesaplanmış.
BALIKÇILIĞI FENA VURACAK
- Sadece küresel ısınma değerlerine bakarak yapılan bu araştırmada, balıkçılığın sulardaki ısınmadan etkileneceği yazılı. Buna, engellenemeyen aşırı avlanma ve yavru balık katliamını da eklersek kim bilir nasıl bir tablo çıkacak!
- Hava sıcaklıklarındaki değişim aynen devam ederse, 2030’da yeryüzü sularında yüzde 20’lik azalma bekleniyor. Bu azalma, 2050’de yüzde 35, 2100’de ise yüzde 50’ye ulaşacak... Bu arada nüfus hızla artacak, hele üçer cocuğu yaparsak...
Yakın gelecekte su yokluğu çekecek ülkeler listesindeyiz ama, “Su akar, Türk bakar” dememek için (!) dağlarımızı, derelerimizi delip “temiz enerji” peşinde koşuyoruz. Bunu yaparken ekosistemi onarılmaz biçimde bozuyor, insanları şimdiden susuz bırakıp göçe mecbur ediyoruz.
Yarın öbür gün bir damla suya muhtaç olduğumuzda ne olacak sorusunun cevabını verebilen ise yok...
SERAGAZI MÜCADELESİ YETMEZ
- Küresel iklim değişikliğinin bir numaralı sebebi karbon salımı. Ancak bilim insanlarına göre, iklim değişikliğiyle mücadele sadece sera gazıyla kısıtlanamaz.
- TEMA Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Murat Türkeş, Durban’daki tartışmaların sadece sera gazı ve sektörlerle sınırlı kaldığına dikkat çekiyor. Oysa çölleşme, fakirleşme, ekosistem, kuraklığa bakmadan “yenilenebilir” enerji modelleri kurmaya kalkmak son derecede tehlikeli.
- The Climate Reality Project’in Filipinler sorumlusu Rodne Galicha, Filipinler’deki afetlerin sadece küresel ısınmadan kaynaklanmadığını söylüyor: “Ormansızlaştırma, madencilik faaliyetleri, yanlış tarım uygulamaları, felaketlerin etkilerini katbekat artırıyor.”
GÖKÇEADA’DA EFEKÖY SENDROMU
- Türkiye’nin tek organik tarım adası Gökçeada, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Adada altın sondajı yapan ve ihale söylentileri çıkan MTA’ya karşı imza kampanyası yapılıyor. Cittaslow ilan edilen bir adada olacak şey mi?
- Hürriyet Pazar’da Ali Dağlar’ın haberine göre, gazeteci-yazar ve şarap üreticisi Nuray Mestçi, “Siyanürlü altın çıkarılırsa organik tarım yok olur. Yeraltı suları kirlenirse Ege’nin en sulak adasında canlı yaşam biter. Altını yiyemezsiniz” diyor. Mestçi bu nedenle bir imza kampanyası başlatmış.
- Buna karşılık “sürgün yeri” olarak bilinen adaya sonradan yerleşenlerin pek umurunda değil bu gelişme.
- Bütün bunlar, “Entelköy Efeköy’e karşı” filmini hatırlattı bana. Gözünü para hırsı bürümüş bir avuç insanın neler yapabileceğini gördük. Keşke komedidir deyip geçebilsek!
- İmza kampanyasına katılmak için: http://www.change.org/petitions/evre-ve-ehircilik-bakan-gkeadada-altn-karlmasna-dur-deyin









Beklemek, dönüp dolaşıp yine beklemek