GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Şu bizim İstanbul; önce “pas” verip, sonra da “yok hayır, tamam” diye, erkekleri parmaklarında oynatmaya meraklı, flörtçü kızlar gibi...
* * *
Geçen hafta her taraf karlar buzlar altında ve hava da “1” ile “4” derece, hatta geceleri “eksi 3”ken; cumartesiyle pazar “yazdan kalma günler” yaşandı.
Termometre “18” ile “20”ye kadar çıktı.
* * *
Ve şimdi yine soğuklar, buzlar, karlar...
İstanbul, sanki dalgasını geçiyor, kendisini Dünya’nın en karmaşık “megapol”ine çevirenlerle.
* * *
Şubatın, güneşli mi güneşli ilk pazarını ıskalamaya, gönlümüz elvermedi.
* * *
Ta Rumelikavağı’na kadar, kapıp koyuverdik.
Bendeniz için artık, “felekten bir gün çalmak” dönemi; “feleğin çaldığı yıllar ve günler”den arta kalmışları, “feleğin havaya kaldırmakta olduğu gizemli tırpanını” görmezlikten gelerek yaşamaya dönüşmüştü.
* * *
Bir deniz lokantasının rıhtımındaki güneşli bir masada, Boğaz’a biten bir ömrün bile bitiremeyeceği bir sevda ile bakmak...
Martılar da, ne kadar güzel yüzüyorlardı kıyıda...
Bazıları, epey ufaktı ve bir siyah ben vardı yanaklarında.
* * *
Lokantanın tuvaleti, özel araba parkının kıyısındaydı ve “erkeklerinki”nin de, biri alaturka, biri küvetliydi.
* * *
Tuvaletin girişinde bir kadın oturuyordu, bahşiş bekleyen bir hela görevlisiydi.
* * *
Hela görevlisi kadıncağızı görünce, bir jeton düştü kafamda.
Bizler hep “babalar”ın kimliğinden söz ediyorduk:
-Benim babam eczacıydı...
-...
-Onun babası milletvekiliydi...
-...
-Karımın babası emlakçıydı v.s...
* * *
Kızlarla kadınlar ise; ya babalarının, ya kocalarının kimliğiyle anılıyorlardı.
* * *
Örneğin rahmetli annem, Tatar Hasan Paşa’nın kızı ve Başbakanlık Yazı İşleri Dairesi Müdürü Halit Bey’in karısıydı.
* * *
Peki ama annem kimdi?
Yanıt:
-Ev kadınıydı.
* * *
Yeldirmeli, başörtülü, ellerinde dolu poşetlerle “alış-veriş”ten dönen, şişmanca “mahalle teyzeleri”nin hepsi “ev kadınıydı”...
* * *
Meslek sahibi annelerden söz etmek, yeni yeni artıyordu:
-Benim annem avukattı...
-...
-Eşimin annesi hastabakıcıydı.
-...
-Benim annem üniversitede öğretim görevlisi, v.s...
* * *
“Orta öğrenim”de 16 milyon öğrenci var; acaba yüzde kaçının annesi bir meslek sahibi, yüzde kaçının annesi “ev kadını”?
* * *
Ya köylerdeki kadınlar?..
Onlar da “ev kadını” mı, yoksa tarlalarda çalışan ve mevsimine göre kamyonlarla başka yörelere de giden gizli “toprak köleleri” mi?
* * *
Türkiye’de, 450 bin “erkek erkeğe” kahvesi bulunduğuna göre; hem ev işlerini görmek, hem tarlalarda çalışmak yine kadınlara düşüyor.
* * *
Biz, geçtiğimiz pazarın tadını çıkarmaya kalktığımızda; Şişli’de de bir otel inşaatının iskelesi çöktüğü için 4 işçi yere çakılmış.
Onları almaya gelen “cankurtaran” görevlisinin de, yerdeki yaralanmış işçilere yardım edeyim derken, kafasına kalas düşmüş.
* * *
Daha nerelerde neler olmamış ki?..
* * *
Beyoğlu’nda Suriye Başkonsolosluğu’nu basmaya kalkan muhaliflerle, polis arasında arbede çıkmış.
* * *
Türkiye-Suriye sınırının sıfır noktasına da, Suriye’den atılan kurşunlar yağıyormuş...
* * *
Rumelikavağı’ndan dönüşte; trafik, 39 ilçesiyle, bir keşmekeş şampiyonu olan “megapol”ümüze yakışan bir bunalımdaydı.
İstinye Körfezi’nin üstünden geçen “otoban”ı, polis trafiğe kapatmıştı.
* * *
Döne dolaşa tam 2 saatte gelebildik eve...
* * *
T.C.’deki “ev kadınları”nın ise, kim bilir yüzde kaçı, sadece bir “kader” olarak görüyordu yaşananları...
* * *
Acaba onların da, genç kızlıklarında bir hayalleri yok muydu?
Sadece annelerinin hayatı mıydı modelleri?
* * *
Ne demişler:
-Kıyısına bak bezini al, anasına bak kızını al...
* * *
Ne kadar da çalkantılı oluyor, değişim süreçleri...
* * *
Her şeye rağmen şubatın güneşli ilk pazarı, belki de bir daha yaşanmayacak kadar güzeldi.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Hangisi 'Oliver Twist', 'David Copperfield' romanlarının İngiliz yazarıdır?
Markapon
©Copyright 2012