GündemRSS
Tümü
08 Ocak 2012 - 02:30

Eğitime bakan da dayanmıyor, bürokrat da!..

Milli Eğitim Bakanlığı, sadece öğretmenlerin değil, siyasilerin de, bürokratların da korkulu rüyası haline geldi. Hele hele Bakan Dinçer’in son açıklamalarından sonra, gece rahat uyuyan eğitim personeli bulmak çok zor.
Bilindiği gibi, yeniden yapılanma adı altında, MEB’in tüm üst düzey bürokratları kızağa çekilmişti. Şimdi bu kervana milli eğitim müdürleri ve okul idarecileri de katılacakmış.
Bakan Dinçer, “81 ilin yöneticilerini tek tek taradık, içlerinde başarılı olan da var, performansı düşük olan da. 27 il müdürü kalacak, birkaç gün içerisinde gerisi görevden alınacak“ dedi.
Peki bu konuda kriterler ne olacak?
Dinçer bu soruya da şu cevabı veriyor:
“Her yıl stratejik hedefler belirlenecek. Bu hedefleri tutturamayan yılın sonunda gidecek, yerine yenileri atanacak. Bu yıl başlıyoruz.
Vizyon sahibi, dürüst, başarılı, kişileri seçeceğiz. Performans kriterleri arasında, o ilin üniversiteye giriş oranı, okullar arası başarı oranı, okullaşma oranları, teknolojik gelişmeler gibi konular olacak. Örneğin, üniversiteye giriş sınavına yönelik başarı sıralamasında 44’üncü bulunan ilin müdürü ‘Bu yıl 35’inci sıraya yükseleceğim’ deyip de bu hedefini tutturamazsa görevden alacağız. Bu sistem önce il müdürleri için, sonra ilçe müdürleri, 2 yıl içinde de okul müdürlerinde uygulanacak. Oyunun kurallarını baştan ilan edeceğiz, bu kurallara uymayan gidecek.”

42 bin okul müdürü?
MEB kazanı, hiç bu kadar fokur fokur kaynamamıştı. Baksanıza, artık hiç kimsenin yeri garanti değil. Okul müdürlerinin bile. Bakanlık, okul müdürlerine, onlar da öğretmenlere yüklenecek. Peki sonunda fatura kime çıkacak? Kesinlikle ve kesinlikle öğrencilere.
Eskiden yarış atı gibi koşturuluyorlardı, şimdi dopingli yarış atları gibi koşacaklar. Yani sürat artacak ama yarış sonunda kim ayakta kalır işte o belli değil.
İşte Bakan Dinçer’in okul müdürleri için söyledikleri:
“Okul müdürlerinin atanmasında yeni sistem gelecek. Türkiye’deki 42 bin okulu akreditasyon sistemine sokacağız. Birbirleri ile mukayese edeceğiz. Müdürleri atarken, kişilikleri, öğretmen yeterlilikleri, performansı gibi kriterleri ön planda tutacağız. Okul müdürlerinin belirlenmesinde hizmet puanı uygulamasına son verilecek.”

Ceza mı, ödül mü?
Cezaya dayalı eğitim anlayışı, çok gerilerde kaldı. Ama görünen o ki MEB hâlâ o kafada. Oysa ödüle dayalı eğitim yöntemleri, hem öğrenci hem de çalışanlar üzerinde çok daha etkili oluyor.
Sayın Bakana şu soruyu sormak gerekir:
10 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde, diğer bakanlıklarda neredeyse hiç değişiklik olmazken, eğitimde 4 kez bakan değişti. Ona paralel olarak da üst düzey bürokratlar, milli eğitim müdürleri ve okul idarecilerinin biri gitti, diğeri geldi. Ve sonuç ortada. Ya bu kez de atılan adımlar, doğru adım değilse ne olacak?..

Dinçer haklı ama!..
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, eğitime çeki düzen verme konusunda sonuna kadar haklı. Enkaz edebiyatı yapmıyor, çünkü söz konusu olan kendi iktidarı. O da kendinden öncekiler gibi durumu idare ettirmiyor, çünkü deniz bitmiş artık gidecek yer yok. Çok hızlı kararlar alıyor, çünkü çok zaman kaybedilmiş ve sistemin bir an önce toparlanması gerekiyor.
Peki Dinçer, başarılı olur mu?
Başarılı, hem de çok başarılı olmasını canı gönülden istiyoruz. Çünkü, gerçekten de çok zaman kaybedildi.
Türkiye bir yandan harikalar yaratıyor öte yandan sanki bataklığa saplanmışçasına debelenip duruyor. Bakan Dinçer’in de yapmak istediği, eğitimi, işte bu bataklıktan bir an önce kurtarmak ve işletmeci kimliği ile bir sisteme oturtmak. Ama yöntemi ve söylemleri, bazen kırıcı, bazen de ürkütücü oluyor.
Kendisine önerimiz, eğer yaptıklarının çok daha iyi anlaşılmasını ve başarıya ulaşmasını istiyorsa, daha şeffaf, daha paylaşımcı ve en önemlisi de eli sopalı bir bakan olma yerine daha güler yüzlü ve daha şefkatli olması!

Okullar fabrika değil!
Pedagojik formasyonu olmayanlara eğitimi anlatmak gerçekten çok zor. Bunların en başında mühendisler geliyor. Her ne kadar eğitimin içinden gelseler de akademisyenlerin de ilk ve orta öğretimi anlamaları zaman alıyor. Ama nedense ne bakan seçilirken ne de üst düzey bürokratlar belirlenirken, hep eğitimcilerden uzak duruluyor. Dışarıdan gelenlerin, eğitimin sorunlarına vakıf olmaları da kolay olmuyor. Sorunların temel nedeni de bu zaten...
Özetin özeti: Eğitimde başarıya giden yol, elbette bulunacak ama...
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2012