Mehveş Evin mehves.evin@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Durban’daki iklim konuşmalarının sonuçlanmasına iki gün kaldı. Kongre merkezinin steril ortamında hissedilmeyen iklim değişikliği, Durban sokaklarına birebir etki ediyor. Zira bu güney Afrika kenti, kasım ayı sıcaklıklarında rekor kırdı. Daha bir hafta önce, birkaç kişinin ölümüne neden olan bir fırtına patladı.
Ne yazık ki gelişmiş devletlerin tutumu yüzünden, kalan son ümit kırıntıları da yavaş yavaş siliniyor... Kyoto protokolüne devam etmeyeceğini açıklayan Kanada’ya, Rusya ve Japonya da katıldı. ABD ise Kyoto’nun adını bile anmıyor. Bu tutum, tabii ki en çok gelişmekte olanları ve fakir ülkeleri vuruyor.
Peki, Kyoto neden bu kadar önemli? Devletlerin anlaşmasında bu kadar acil olan ne?
2 derece neden önemli?
1- Eğer karbondioksit salınımları kontrol altına alınmazsa, dünyada ortalama sıcaklık bu yüzyılda 4 ila 5 derece artacak. Tahminlerin ötesindeki bu rakamın anlamı şu: Sellerin, felaketlerin artması, kutupların yok olması ve dünyanın her yerinde deniz seviyesinin yükselmesi. Küçük ada devletleri, yani Şeyseller, Maldivler, Grenada tez zamanda önlem alınmazsa batacak!
2- BM’ye göre iklimdeki bu değişim, aynı zamanda ekonomiden güvenliğe, fakirlikten nüfus artışına, küresel çapta sorunları doğrudan etkileyecek.
3- Kyoto protokolü, devletlerin karbondioksit salınımlarını kontrol altına almak için kullanabileceği en sağlam çerçeve. Bu şekilde sıcaklık artışını en çok 2 dereceye sabitlemek, en önemli ve ivedi hedef. Ötesi yok!
Şirketler istemiyor
Hal böyleyken, neden devletler hâlâ ayak sürüyor? Neden, başta ABD, Kanada, Rusya gibi zengin ülkeler, yeni bir anlaşma sağlanması için ‘bu işi 2020’ye erteleyelim’ diyor?
ABD heyeti, ‘’off the record” görüşmelerde ‘ülkede siyaseten engellerle karşılaştıklarını’ itiraf etti. Yaklaşan secimler nedeniyle büyük şirketler lobi faaliyetlerini artırmış vaziyette. Kabaca, kendi kazançlarının kesilmesini istemiyorlar. Başkan adaylarını büyük şirketler finanse ettiği için hiç işlerine gelmiyor.
Hal böyleyken sivil toplumun tepkileri de artıyor. Dün, heyetlerin nefeslendiği açık hava cafesinde aniden korsan gösteri yapıldı. Bugün itibariyle de eylemler kızışacak...
100
2020'ye kadar fakir ülkelere aktarılacak Yeşil fonun toplam miktarı (milyar dolar)
Clinton’ın eski danışmanı
İklim değişikliği politikaları konusundaki en etkin sivil toplum örgütleri, ABD’ye de ‘Ya çekil ya da öncü ol” çağrısı yaptı. Bu soruyu, Bill Clinton’ın eski basın danışmanı, İklim ve Enerji Çözümleri Merkezi Başkanı Eliot Diringer’e sordum. “ABD’nin öne çıkmasını tercih ederiz. Ancak ABD bu tartışmalardan çekilirse küresel bir sonuç alınamaz. Sadece ABD’nin değil, diğer ülkelerin daha fazla çaba harcaması lazım” cevabını verdi. Herkes üzerine düşeni tabii ki yapmalı. Ancak, dünyaya en fazla karbondioksit salgılayan ikinci ülke ABD olduğu sürece bu bahanelerle vakit kaybetmek ne acı.
Eskimolar da zirvede
- Önceki gün BM Başkanı Ban Ki-moon, Durban’dan bir anlaşmanın çıkmasının zor olduğunu açıkladı. Bahane şu: Ekonomik kriz!
- Durban’da alınması beklenen tek somut karar, fakir ülkelerde iklim değişikliğiyle mücadele için hazırlanan yeşil fon.
- Durban’daki kongre merkezinde hâkim nüfus, her yerde olduğu gibi lacivert takım elbiseli erkekler. Ancak yerel kıyafetle, çıplak ayakla dolaşanlar var. Eskimolardan İnuit’ler gibi yerel halkların oluşturduğu gruplar az ama mevcut.
- Gaz emisyonlarını azaltma konusunda aslında iyi örnek olan Brezilya, yeni bir kanunla yağmur ormanlarını büyük tehlikeye atıyor. Brezilya’daki kanun değişikliği, diğer gelişmekte olan ülkelere kötü örnek olacağı için büyük tepki topladı.
Climate Gate!
Bilim dünyası, birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalarla küresel ısınmaya karsı önlem çağrısı yaparken, komplocular da yok değil! CFACT denen, Lord Monckton adlı bir zatın başını çektiği bir grup, “iklim değişikliği yok, bilim adamları yalan söylüyor” tezini savunuyor. Durban’da ayak direnen devletler bile bu söylemi ciddiye almıyor. CFACT, iki yıl önce bir iklim bilimcinin maillerini hack’lediğini iddia etmişti.









İtalya'da bomba ve deprem şoku