Mehveş Evin mehves.evin@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Kendi devletimin kendi halkını toplu halde vurup öldürmediği...
Gazeteci, sanatçı, bilim insanının, fikirleri ve yarattıkları yüzünden hapse atılmadığı, tam tersine değerinin bilindiği...
Terörle Mücadele Kanunu’nun değiştirilip yargısız infazlara son verildiği... DGM’lerden farksız özel yetkili mahkemelerin lağvedildiği...
Hrant Dink cinayeti faillerinin hak ettikleri cezayı alıp teşhir edildiği...
Öğrencilerin, vatandaşın en temel haklarını ifade etmek için sokağa çıkmasının engellenmediği...
Basının, giderek daralan alanda birbirine çamur atacağına birbirine destek olduğu...
Nedim’in, Ahmet’in... Evrim’in, Mustafa’nın... Hapiste yargılanmadan tutuklu bulunan gazetecilerin özgürlüklerine kavuştuğu...
Kadınların uğradığı şiddetle, nikâhlı-nikâhsız ayrımı yapılmadan sahici ve etkin bir mücadelenin verildiği...
Atanamayan öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının, işçilerin seslerine kulak verildiği...
Enerji, tarım, çevre, ekonomi politikalarının bir arada ele alınıp kısa vadeli kazançlardan ziyade uzun vadeli, sürdürülebilir kararların alındığı...
Şehirleşirken tarihi, kültürel, sosyal değer ve ihtiyaçların hesaba katıldığı... Emek’in, Haydarpaşa’nın, AKM’nin, sermayenin değil kamunun yararına uygun yenilendiği...
Güzel olan her şeyi “kalkınıyoruz-gelişiyoruz” diye yıkmak, bozmak, değiştirmekten vazgeçildiği...
Sonu olmayan tüketim çılgınlığının hepimizi mahvedeceğini idrak edeceğimiz...
Geçmişimizdeki sorunlarla “yüzleşiyoruz” derken yüzeysel, ikiyüzlü ve samimiyetten uzak davranmaktan uzak durulan...
Gelişmenin ancak eğitim, bilim ve fikir üretimiyle mümkün olacağını kabul edip buna göre politikalar üretilebilen...
Yeni Anayasa’nın, katılımcı demokrasiye uygun, bu ülkede yaşayan herkesin haklarını koruyacak şekilde yapıldığı...
...bir yıl olsun.
Gülüyor musunuz? Yoksa 2012 dileklerim çok mu uçuk, çok mu saf, çok mu imkânsız geldi kulağınıza?
İyi ama yeni yıl dileklerimizi bile sansürlü yapacaksak, yaşamanın ne anlamı var?
2011’İN DÖRT NADİDE GÜZELLİĞİ
1- Leyla ile Mecnun: Dizi furyasının arasında, acayip komik, yaratıcı, absürt olan tek yapım. Bu da olabiliyormuş!
2- Dijital medya: Merkez medyanın tektipleştiği, doğru ve yansız haber almanın iyice zorlaştığı bir ortamda tek ümidimiz bağımsız medya. Durmak yok yola devam!
3- Sokak protestoları: Haksızlıklar, baskılar, antidemokratik uygulamalara karşı sokağa çıkanların, protesto edenlerin sayısı arttı. Ne güzel!
4- Van depremi sonrası: Van için kenetlenenleri görmek, insanlık için hâlâ umut olduğunu gösterdi. Irkçı bazı kafaları saymıyorum!
BAKAN EKER İSYAN ETTİ
- Tarım Bakanı Mehdi Eker aradı. “GDO zarar verirse hayvana zarar verir” şeklindeki sözleri sarf etmediğini, basına yanlış yansımasından duyduğu rahatsızlığı anlattı...
- Keşke daha evvel basın açıklaması yapsaydı. Çünkü kamuoyu, bu sözler zamanında yalanlanmadığı için ayağa kalktı...
- Bakan, “tarımla ilgili biyogüvenlik kanununu çıkardığımızda GDO mevzuatı yoktu. Ayrıca GDO konusunda liberal değil, muhafazakârım” dedi.
- Biyogüvenlik Kurulu’nun GDO konusunda risk değerlendirmesi yaptığını belirten Eker, insan, çevre, hayvan ve sosyoekonomik risklerin incelendiğini ve buna göre karar alındığını vurguladı.
- Eker, GDO’lu mısır üretimini KHK ile yasak kapsamına aldıklarını hatırlattı. AB mevzuatına göre gıdada yüzde 9 değil, binde 9 ve üzerinde GDO olduğunun etiketlenmesi mecburi.









Bir Kitap: İsim Şehir Bitki-Yılmaz Özdil / Bir Röportaj-İpek Durkal