GündemRSS
Tümü

Dokuz yıl önce Gölcük depreminden sonra, konulan “deprem vergisi” ile toplanan paralar ne oldu?
Aslında, Van depreminden sonra ipliği iyice pazara döküldü.
Toplanan paralar bütçe “açılımını” kapatmaya mı gitmişti?
Seçim öncesinde yapılan seçim “açılımına” mı, kömür erzak dağıtımına mı harcanmıştı?
İnsafsız zamların bile kapatmaya yetmediği bütçe neden bu kadar açılıp saçılmıştı?
Bu ve benzeri sorular ve iddialar Meclis’e de yansıtıldı; tatmin edici bir “açılım” olmadı. Tıpkı “Kürt açılımı”nda olduğu gibi.
Deprem paraları da fener paralarına mı benzemişti?
Necati Doğru’nun hortumlama deyiminden sonra, fenerleme yakıştırması mı dilimize girecekti?
Gelelim yargı açılımına.
Deniz Feneri’nde bir açılım yapılarak, birtakım sanıklar, tutukluluk süresi cezaya dönüştüğü gerekçesiyle 4 ayda serbest bırakıldı.
İyi hoş da, özellikle gazeteci sanıklar yıllardır tutuklu olduğu halde tahliye edilmiyor; bir kısmı suçunu bile öğrenemiyor.    
Derken, KCK davasında, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile yayıncı yazar Ragıp Zarakolu ve akademisyen oğlu Deniz gözaltı oldu.
Deniz Feneri tahliyeleri gerekçesinin öteki sanıklar için de uygulanmasını isteyen Bülent Arınç’ın “açılımı” dikkate alınmadı. Ayrıca, basınla görevli Başbakan Yardımcısı olarak kendine bağlı Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üzerinde de bu konuyla ilgili tasarrufta bulunamadığı anlaşılıyor. Oysa basınla görevli olmadığı bir dönemde, RTÜK’le ilgili iddialar üzerine ne düşündüğü sorulduğunda, kendisine bağlı olsa sorumlular hakkında işlem yapacağını söylemişti.
Demek ki, cemaat hiyerarşisinde Arınç’ın “üst”üne çıkanlar var.

Bir kitap
İsmail Saymaz öyle bir gazeteci ki, başarılı çalışmaları nedeniyle bir yandan ödüller alırken öbür yandan mahkemelerde yargılanıyor. Türkiye’de gazeteciliğin bedeli bu! Saymaz yeni kitabında, Malatya’daki Zirve Kitabevi’ne silahlı saldırıdan hareketle, öldürülen misyonerler ve misyonerlik olgusunu, telefon dinlemelerini, Ergenekon’dan daha yaygın bir ilişkiler ağına akla gelmeyen isimlere de inerek sergiliyor. Çetin ve zorlu bir çalışma. (NEFRET / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti, Kalkedon Yayınları, Ekim 2011)

Bir şiir
Mehmet Kıyat’ın “Suç Ortağı” kitabından (Mutluson Yayınları) birkaç dize:
“Umut kapılarında bekleyen/ anımız dilsiz/ Düşü düşle gemilere bindirip/ Uçsuz bucaksız sonsuzluğa taşır gibi özlemleri/ Artakalmalar/ yıkıntı tuzaklarında ölümle çekişerek/ Kış uykuları/ korunaksız bir yaşama direnip  //  Dilsiz anılarda boşaldı günlerimiz” 
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Murat Kekilli'nin yazıp ölüme neden olduğu şarkı hangisidir?
Markapon
©Copyright 2011