Bir Hıristiyan’a doğru, elindeki gerilmiş yayla oku tutarak, kendisini Müslüman olmaya davet ettiğinde; İslam’ın şartlarından biri olan “Kelime-i şahadet” getirmesi yeterlidir, Müslüman olması için.
* * *
Şayet Müslüman olmayı kabul etmez ve “Kelime-i şahadet” getirmezse; “Katli vaciptir”, yani gereklidir öldürülmesi...
* * *
Ya Müslüman olmaya davet ettiğin Hıristiyan; kendisine doğru attığın ok henüz havadayken, “Kelime-i şahadet” getirirse; sen bir “günahkâr” sayılır mısın, sayılmaz mısın?
* * *
Bu sorun, eski medreselerde uzun yıllar tartışılıp durmuş ve bir türlü bir sonuca ulaşılamamıştır.
* * *
Hem çağdaş, hem de dindar olarak yetiştirilmek istenen son kuşak öğrenciler; ola ki çözeceklerdir bu sorunu ve buna benzerlerini...
* * *
Çünkü bir başka sorun da; “Şeriat”ın, “Tarikat”ın, “Hakikat”ın nasıl tanımlanması gerektiği konusundadır.
Bir türlü tam bir anlaşma olamamıştır.
* * *
Bitmekte olan hafta boyunca, TV kanallarının; “SON DAKİKA” diye yayınladıkları haberler, şubatın ilk günlerindekilerin hemen hemen aynıydı.
* * *
Bazen Edirne’yi basan nehir taşmaları çıkıyordu başa, bazen de Beşar Esad’ın durumu...
* * *
Bunlara yeni olarak eklenenler; Azerbaycan’dan gelen doğalgazın tümden kesilmesiyle, İran’dan gelenin çok azalmış olması ve bazı beklenmedik savcılık sorgulamalarıydı.
* * *
Bir de Karabük’ten dönen Samsunspor otobüsüne tren çarpmıştı. Neyse ki şoförün ustalığı sayesinde, kimseye bir şey olmamıştı.
* * *
Yine tüm ülke, taşan nehirler, donan göller, patlayan deniz dalgalarıyla kara kışa teslim olmuştu.
* * *
Kar üstüne de, halk deyimleri epey iğnelidir.
“Güvendiği dağlara kar yağdı”, “hiçbir kar, yaza kalmaz”, “karda yürür, izini belli etmez” gibi...
* * *
Cep telefonlarıyla, bilgisayarlardan önce “yalnızlık” şiirleri de çok yoğundu.
* * *
Örneğin 450 yıl önce yaşamış olan Fuzuli, şöyle yazmıştı:
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge (kendi gönlümden başka)
Ne açar kimse kapım, bad-ı sabadan gayrı (sabah rüzgârlarından başka)
* * *
Şimdilerde artık “yalnızlık” şiiri pek yazılmıyor...
İnternet “tweet” ve “facebook” sayesinde, karşılıklı yazışmalarla yüzlerce dostluk kuruluyor.
* * *
Aşırı soğuk ve ayaz bendenizde de, eski odun sobalarıyla, kok kömürü sobalarını çağrıştırmakta...
* * *
Pantolonların önleri de, o zamanlar düğmeliydi; keşke yine öğle kalsalardı.
Günümüz pantolonlarının fermuarları, bazen çok zor açılıp kapanıyor ve hele iyice sıkılaştığında, insanı deliye çeviriyor.
* * *
Altına edecek kadar sıkışan biri, bir parkın halka açık “WC”sine koşmuş.
* * *
Kapısında “erkek” figürü bulunan tuvalet doluymuş.
O da çaresiz, kapısında “kadın” figürü bulunan tuvalete girmiş.
Kadın tuvaletinin “rezervuar”ı yanında, alt alta bazı düğmeler ve düğmelerin yanında da şu majüskül harfler varmış:
IS
IH
TP
OTÇ
* * *
Adam, kadın tuvaletine oturup iyice rahatladıktan sonra; o düğmelerin yanında IS yazanına basmış.
Ve ılık bir su yıkamış ön ve arka tarafını.
* * *
Adam:
-Oh be, demiş; harikaymış burası.
* * *
Yanında IH yazan düğmeye basınca da, ılık bir hava kurutuvermiş altını.
* * *
Yanında TP yazana bastığında, talk pudrasıyla pudralanmış kıçı da, pipisi de...
* * *
Sonuncu düğmenin yanında OTÇ yazıyormuş.
Ona bastığında ise; kancalı bir aygıt koparıvermiş penisini adamın.
* * *
Meğer OTÇ, “Otomatik Tampon Çıkarma” demekmiş.
* * *
Şam’a giden Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, keşke anlatabilseydi bu fıkrayı Esad’a...
* * *
Çünkü Beşar Esad da, tehlikeli düğmelere basıyor.
* * *
“SON DAKİKA” haberlerine, yeni eklenen biri de; Suriye ile sınırımızın tam üstündeki “Güveç köyü”ne, Suriye’den atılan mermilerin yağması...
* * *
Meclis’teki, tekmeli yumruklu kavgalar ise; bizim gelenek ve göreneklerimizin bir devamı.
* * *
1967’de, bendeniz de Meclis’teyken 143 kişi tarafından bir linç saldırısına uğramış, yerlerde tekmelenmiş ve bendeniz yerdeyken Hamido’nun çektiği tabancasını kafama doğru tutması karşısında, üstüme boylu boyunca kapanan Yunus Koçak sayesinde kurtarmıştım hayatımı.
* * *
Hamido, tabancasının kabzasıyla Yunus Koçak’ın kafasını dört yerinden yarmıştı.
Meclis’i izleyen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı da kalp krizi geçirmişti.
* * *
Bakalım önümüzdeki haftanın “SON DAKİKA” haberleri neler olacak?









Arda Turan ve Sinem Kobal Barışmışlar... Ama Nasıl? 