GündemRSS
Tümü

Odatv davasına üç gün kala bizler meslektaşlarımızın tahliyesini umut ederken... Başbakan Zaman gazetesinin 25. kuruluş yıldönümü gecesinde konuştu.. Sözü bir ara hapisteki gazetecilere getirerek dedi ki:
“... Ateşli silah bulundurmak, patlayıcı bulundurmak, evrakta sahtecilik, cinsel taciz, terör, darbeye teşebbüs... İçerideki gazeteciler dedikleri işte bu suç isnatları ile yargılanıyor.
... Hedef göstermek, teşvik etmek, çarpıtmak, karartmak... Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü olarak gösterilemez.
... Şiir okuduğum için mahkûm olmuş bir başbakan olarak hiç kimsenin fikirlerinden, ifadelerinden, yazılarından dolayı hapis yatmasına razı olamam.”
Hapisteki gazetecilerin, örneğin Odatv sanıklarının yalnızca yazdıkları kitaplar ve gazetecilik yüzünden yargılandığını bilmeyen yok. İddianame mahkemede okundu. İçinden başka suç çıkmadı.
Başbakan ise bunları bilmez görünüyor. Masumiyet karinesini çiğnediği gibi yargıyı da etki altında bırakıyor.
    Bir yargıç, Başbakan’ın “darbeciler, polis katilleri, cinsel tacizciler” dediği  sanıklar için tahliye kararı vermekte zorlanmaz mı? Nitekim Odatv davasında mahkemeden beklenen tahliye kararı çıkmadı.
Kim ne kazanıyor bu tutukluluklardan?.
Avukat Köksal Bayraktar mahkemede kısaca ifade etti:
“Bu tutukluluktan Türkiye hiçbir şey kazanmadı, çok şey kaybetti.”
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre, Türkiye 10 ülkenin daha gerisine düşerek basın özgürlüğünde 179 ülke arasında 148’inciliğe  gerilemiş durumda. Hapisteki gazeteci sayısında dünya birincisiyiz.
Bu manzara tek şeyi gösterir: Bu ülkede iktidar, yargı üzerinden basınla hesaplaşma içindedir.

 

* Twitter’dan Türkçenin zenginliğine ilişkin bir örnek:
 Nela bu? Bune la? Nebu la? Labu ne? (HayatFelsefesi)

 

GS Başkanı Ünal Aysal’a göre AKP’nin aldığı
21 milyon oyun 20 milyonunu Galatasaray taraftarları vermiş.
Başkan şikeci değil ama şakacı biri galiba...
Haldun Ertem

Guatemala 85 yaşındaki darbeci generali yargılıyormuş.
Darbecileri herkes yargılar. Marifet bizim gibi darbe yapmamışları yargılamak!
Fahrettin Fidan

 

Paris’in garları...
Fransa’nın başkenti Paris’te 7 tren garı var: Gare d’Austerlitz, Gare de Bercy, Gare de l’Est, Gare de Lyon, Gare Montparnasse, Gare du Nord, Gare Saint-Lazare...
Paris metrosu  213 km uzunluğunda olup 384 istasyonu var...
Tren 1842 de çalışmaya başlamış, metro 1900 yılında.
O gün bu gün garlar ne kapanmış, ne alış veriş merkezi olmuş... Ne de hızlı tren çalışacak diye seferler iptal edilmiş... Tam tersine Fransızlar taşımacılıkta treni geliştirerek ileriye gitmişler. Bizimkiler ise treni yok ediyor... Hızlı tren dışında tren kalmayacak şehirlerararasında. Yazmadı demeyin...

 

Mazisiz toplum...
Bizim nesil Ermeni tehcirini görmedi... Ama Ermeni teröristlerin diplomatlarımızı teker teker şehit ettiğini gördük, her cinayet sonrası Batı televizyonlarının 1915 olaylarını ekrana getirerek o teröre nasıl da caniyane bir destek verdiğini üzüntüyle izledik. Bugün de milletçe canilikle suçlanıyor ama uğradığımız cinayetleri anlatamıyoruz...
Şehit diplomatlarımızı yılda bir kez olsun anmıyoruz...
Emekli Büyükelçi Bilal Şimşir, şehit diplomatlarımızı anmak için öncelikle mezun oldukları okullara görev düşer, diyor...
Şehit Büyükelçiler; Daniş Tunalıgil, İsmail Erez, Taha Carım, Beşir Balcıoğlu Galatasaray mezunu idiler... Acaba okullarında anılıyorlar mı? Hiç duymadık...
Şimşir’in deyimiyle: “Futbola gösterilen ilginin binde biri şehitlere gösterilemez mi?”  
Bahadır Demir, İsmail Erez, Şarık Arıyak, Reşat Moralı Mülkiye mezunu idiler...
Ama ne Mülkiye’de, ne Mülkiyeliler Birliği’nde anıldığını duymadık... En azından okulun kuruluş günü olan 4 Aralık törenlerinde bir dakikalık saygı duruşuyla anılamazlar mı?  
Galip Balkar ve Kemal Arıkan Ankara Hukuk, Mehmet Baydar, Daniş Tunalıgil, Beşir Balcıoğlu İstanbul Hukuk mezunu idiler.
Paris’te vurulan din görevlisi Tecelli Arı İzmir Yüksek İslam Enstitüsü çıkışlı idi.
Şehit koruma görevlileri Engin Sever ve Cemal Özen için polis kolej ve akademilerinde anma düzenlenebilir...
Yurtdışında ASALA kurşunlarıyla, ASALA  bombalarıyla hayatını kaybeden görevlilerimiz bu vatan için ölmüşlerdir. Onları anmalıyız.
Türkiye’yi soykırımla suçlayanların önce yakın tarihteki terörü kınamalarını ve sorumluların özür dilemelerini talep etmeliyiz...

 

Laga luga...
AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, “Dink cinayetinde asıl hedef AKP’ydi” diyor.
Gazeteciler bile hükümeti devirmek iddiasıyla Ergenekon’dan yargılanırken Dink’in katilleri neden Ergenekon’a dâhil edilmedi öyleyse...
Cinayeti örtbas eden Emniyet yetkilileri neden cezalandırılacakları yerde terfi ettirildi?
Yoksa AKP kendi kendine suikast düzenlemekten mi hoşlanıyor?
Hüseyin Bey’in siyasi demeçleri hep “laga luga” tadında nedense...
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Hangisi uzakdoğu kökenli bir dövüş sporu değildir?
Markapon
©Copyright 2012