GündemRSS
Tümü
03 Aralık 2011 - 02:30

Çevre umurunuzda değil bari kendi sağlığınızı düşünün

Cem Dinlenmiş - Penguen

Yediklerimiz, içtiklerimiz ve yaşadığımız çevre, sağlığımızı nasıl etkiliyor? Modern çağ hastalıklarının en önemli nedeni, çevreyi hor kullanmamız olabilir mi?
Belki bu konuda sayısız şey duydunuz ama bir kulağınızdan girdi, diğerinden çıktı...
Son araştırmalar, biyoçeşitliliğin azalmasının insan sağlığı üzerindeki olağanüstü etkilerini ortaya koyuyor.
Finlandiyalı üç akademisyenin, “Science and Society” adlı bilimsel dergide yayımlanan yeni makalesi, tam da bu konuya parmak basmış. Avrupa Araştırma Konseyi destekli çalışmada şöyle denmiş: Biyoçeşitliliğin kaybıyla hastalıkların artması, birbiriyle bağlantılı iki küresel mega trend.
Yani?
1. İnsanların neden olduğu biyoçeşitlilik kaybı, öyle bir boyuta geldi ki... Dünya’nın yaşadığı “altıncı kitlesel hayvan ve bitki türlerinin yok oluşu”na yakınız! Bilim insanlarının “beşinci kitlesel yok oluş” dedikleri dönem, 65 milyon yıl önce yaşanmıştı.
2. Astım, alerjik hastalıklar, bağışıklık sistemi bozuklukları, obezite, pek çok kanser türü ve hatta depresyon gibi kronik hastalıkların, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızlı artışına şahit oluyoruz. Bilim insanları, hastalıklarla çevre talanının birbiriyle yakından ilişkili olduğunu söylüyor.

Yüzde 20 yok oluş
Yeri gelmişken hatırlatalım: Her kaynaktan (su, toprak, vs) beslenen organizmaların çeşitliliği ve bulundukları ekolojik sistemlerin tamamına kısaca “biyoçeşitlilik” deniyor. Sadece büyükbaş hayvanlar ve ağaçlar değil, mikroorganizmalar da kastediliyor. Bu mikroorganizmalar, havada, suda, toprakta yaşıyor. 
Ancak önümüzdeki 100 yılda, türlerin yüzde 20-30 oranında yok olacağı öngörülüyor. Korkunç bir rakam!
Yok oluşun en önemli nedenleri arasında toprak kullanımındaki değişiklikler, insan nüfusunun artışı ve doğal habitatların yok edilişi geliyor. Ancak insanoğlu, kendi eliyle ayağına kurşun sıktığının hâlâ farkında değil... İnsan evladı, ekosistemleri yok ederek kendi sağlığıyla oynuyor.
2009’da yapılan bir araştırmada, yeşil alan-hastalık ilişkisi göz önüne serilmişti. Kısaca “Çevrende ne kadar az yeşil alan varsa, o kadar sık doktora gidersin” sonucu çıkmıştı. Doğanın, özellikle de ormanların insan sağlığı üzerindeki iyileştirici etkileri kanıtlandı. Öte yandan, önümüzdeki 30 yılda gelişmekte olan ülkelerin üçte ikisi, gelişmiş ülkelerin yüzde 85’inin daha az yeşil alanı olan şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor.

Göçmen sendromu
Bir başka araştırmada, kronik hastalıkların az görüldüğü bölgelerden, çok olduğu bölgelere (mesela ABD’ye) göçen insanlarla yapılan deneyde, 10 yıl içinde sağlıklarının bozulduğu kanıtlandı.
Finlandiyalı araştırmacılar (Von Hertzen, Haahtela, Hanski) biyoçeşitliliğin kaybı ve doğal alanların yok oluşunu, insanlık için büyük bir tehdit olarak değerlendirerek şu uyarılarda bulunuyor:
“Sadece doğal çevreyi korumakla yetinmeyip, doğayla yeniden ilişki kurmayı öğrenmeliyiz... Toprakla, suyla ve yeşil alanlarla bağlantımızı kaybetmeden, yiyecek üretimi ve taşımasını gözden geçirmeliyiz. En önemlisi, türlerin yok oluşunu engellemek zorundayız...”
Anadolu’nun dört bir yanında, “temiz hava, su ve toprak” için mücadele eden insanlar, boşuna ayaklanmıyor! Ne yazık ki buna verilen cevap “Su akar, Türk bakar dedirtmeyeceğiz” veya “daha fazla enerji, gelişmemiz için şart!” olduğu sürece ne kendimiz, ne de çocuklarımız sağlıklı olamayacak. Gelişeceğiz, zenginleşeceğiz ama hasta olacaksak ne anlamı var?

 

HOPA’DA ÖNCE POLİS SALDIRDI
Çarşamba günü, 9 Aralık’taki Hopa-Ankara davasını yazmıştım. Hopa’daki olayların nasıl başladığına dair bir düzeltme geldi:
“Yazınızda şu ifadeler, gerçeği yansıtmıyor: Başbakan Erdoğan’ın seçim konvoyu, miting için gittiği Hopa’da bazı göstericiler tarafından taşlandı. Polis, bunun üzerine HES protestosu yapanlara yönelik çok sert müdahalede bulundu.
Halbuki tam tersi bir süreç yaşandı. Polis, barışçı şekilde ‘su haktır satılamaz’ pankartı açan Hopalılara saldırdı. Ancak bu saldırılardan sonra halk, Metin Lokumcu’yu öldüren, pek çok göstericiyi yaralayan, hastane bahçesinde bile ateş açan, Hopa’yı savaş alanına çeviren kolluk kuvvetlerini uzaklaştırmaya çalıştı.” 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Osmanlı Devleti'nin kuruluş tarihi hangisidir?
Markapon
©Copyright 2011