GündemRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Gıyabi bir dost da olan bir yolcu uçağı pilotu, Mehmet Altan’la da tanışmış ve ona:
-Biz havadan para kazananlardanız, demiş.
* * *
Besbelli ki bizim gıyabi pilot dostumuz; artık sayıları pek azalan bir “espri” kemancısı; yayını da “mi” telinin üstünden çok hünerli çekiyor.
* * *
“Havadan para kazanma” deyince, kimin aklına pilotlar gelir?
Olsa olsa “alengirli ihalelerde” hak etmediği milyonları, hatta milyarları vuranlar gelir.
* * *
Bir yolcu uçağı pilotu, pilotluğu sevmese pilot olabilir mi?
Sevmediği bir işte, salt geçimini sağlamak için çalışmak, adeta gizli bir işkence...
* * *
En ileri teknolojiyle özdeşleşmiş bir pilot için, olanağı var mıdır bunun?
Sevmeden yapılması mümkün değildir pilotluğun.
* * *
Hele o inişler...
Bazen açılmayan iniş takımları ve uçağı gövdesinin üstüne indirme başarısı...
* * *
Genç bir polis tanımıştık; sanata olan yakınlığı şaşırtmıştı bizi.
Meğer genç polis “edebiyat öğretmeni” olmak istiyormuş; kadro yokluğundan, geçimini sağlayabilmek için polis olmak zorunda kalmış.
* * *
Vaktiyle sık tekrarlanan bir deyim vardı:
-Güler misin, ağlar mısın?
* * *
“Hangi işimiz öyle değil ki...” diye, genel bir eleştiriye kapı aralamıyorum.
***
Hrant Dink cinayetinin kararı, zaten bir hayli yerleşti tartışmalara.
* * *
Henüz daha elektriğin Göztepe’ye gelmediği dönemlerde; köşk hanımları çok roman okurlardı.
* * *
En çok okunan romanlar da; Güzide Sabri’nin “Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi”, Saffet Nezihi’nin “Zavallı Necdet”i, Muazzez Tahsin’le Mebrure Sami’nin romanlarıydı.
* * *
Babaannem bile gözlüklerini takar, Hüseyin Rahmi’nin Arap harfleriyle yazılmış “Eşkiya ininde”sini okurdu.
* * *
Roman okuyan genç kadınlar, sanırım biraz da özenirlerdi romanlardaki kadın kahramanlara; ama kocaları pek farkına varmazlardı bunların; o saç tarayışlarının, balkonlarda yaz mehtabına bakarak şarkı söyleyişlerin...
* * *
Sanırım bugün de burada geçen yazar adları, 75 milyonluk Türkiye’de pek hatırlanan adlar değildir.
* * *
Acaba Afganistan’da, Pakistan’da, İran’da, Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Libya’da durum nasıl?
* * *
Nedense Orta ve Yakındoğu ülkelerinin kültüründe ne roman var, ne de tiyatro...
Belki bunun bir nedeni de, “kadının” her türlü haktan yoksun oluşu, hatta İNSAN’dan bile sayılmayışı...
* * *
Bizde de ilk roman, “Tanzimat”tan sonra Samipaşazade Sezai’nin 1888’de yazdığı “Sergüzeşt”tir.
* * *
Pilotlar üstüne yazılmış roman da çok fazla değil.
Ne de olsa uçakların ulaşıma katılışı, henüz yüz yıl bile olmadı.
* * *
Ne “Edebi Şef”, ne de “Milli Şef” dönemlerinde; Devlet’in büyüklerine tahsis edilmiş resmi uçaklar da yoktu, helikopterler de...
* * *
Ancak artık çok film yapılıyor uçaklarla da ilgili, pilotlarla da...
Sinema, “romanı” 1.80 yere sermiş gibi.
* * *
İngiliz bilginleri, Güney Kutbu’nun buzulları altında, donmamış göller keşfettiler; şimdi o göllerin nasıl var olduğunu araştırıyorlar.
* * *
Acaba şu sırada Libya’da sürekli birbirini öldürenler arasında; İngilizlerin, ANTARKTİKA’daki yeni buluşundan haberdar olan kimse var mı?
* * *
T.C. de dahil, dünyaya kuş bakışıyla baktığında; henüz çalılar da yerinde duruyor, çırpılar da...
* * *
Küresel ekonomik kriz sayesinde, ister istemez “konjonktür” değiştiğinde; onlar da değişecektir herhalde.
* * *
Bazen yollarda sarmaş dolaş yürürken, öpüşüveren genç âşıklar ilişiyor gözüme; bir de onlara sormak gerek dünyayı...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2012