Bilinen hikâyedir... Avukat savunacağı sanıkla dava öncesi anlaşmış... Yargıç ne sorarsa sanık aptal taklidi yapacak sadece “lo lo” diyecekmiş... Mahkeme süreci gayet başarılı yürümüş. Sanık her soruya “lo lo” diye cevap vermiş. Dava kazanılmış... Sıra gelmiş vekâlet ücretinin tahsiline avukat parasını isteyince sanığın cevabı aynı olmuş “Lo lo”...
Avukatın o andaki “Bize de mi lo lo” sözü tarihe geçmiş...
Özel yetkili mahkemeler dört yıldır polisin getirdiği malzemeyle iddianame hazırlıyor, tutuklama kararı veriyor, hapisler gazeteci, aydın, general doldu... Başbakan bu uygulamalardan rahatsız olmadığı gibi her fırsatta savcıların iddialarını destekliyor... Fakat ucu Başbakan’ın atadığı ve özel görevlendirdiği MİT Başkanı Fidan’a gelince iş değişti: “Bize de mi lo lo?” oldu.
Hakan Fidan’ın ifadesi için önce “Başbakan’ın izni gerekli” denildi...
Sonradan anlaşıldı ki o eski yasa... 2004 yılında çıkarılan yeni yasaya göre Fidan’ın ifade vermeye gitmesi gerekli...
Başbakan bunun üzerine çözümü MİT yasasına bir madde ekletmekte buldu. Bu amaçla alelacele hazırlanan “kişiye özel yasa” teklifi salı günü Adalet Komisyonu’nda görüşülecek. Böylece Fidan savcıların elinden kurtarılacak...
Ancak “rakip güç”ün gerilemeye niyeti yok. O da savcılığın Fidan dışında kalan MİT’çiler hakkında yakalama kararı çıkarmasından anlaşılıyor... Anlaşılan bu güç kavgası sürecek...
Yeni ceza yasası, özel yetkili mahkemeler ve HSYK’nın iktidara bağlanmasıyla yargı ülkenin en büyük yarası haline geldi. Gazetelere bakın... Baş sayfalar yargı tartışmalarıyla dolu... Bir ülkede yargıya saygı biterse demokrasi de biter... O noktaya geldik...
Erdoğan MİT Müsteşarı’nın savcıyla görüşmesine izin vermemiş.
MİT - PKK görüşmesi ortaya çıktığında
“MİT herkesle görüşür” diyordu oysa...
Fahrettin Fidan
Başbug’un bilgisayarı
Genelkurmay eski Başkanı Org. İlker Başbuğ açıkladı:
“Odamda bilgisayar bile yoktu ...”
Acaba çağa ayak uyduramadı mı? Yoksa bilgisayardan çıkan malzemenin suç haline dönüştürüldüğünü bilerek odasına cihazı sokmadı mı?
Sanırız ikincisi...
Taksim Camii
Habertürk’te önceki akşam Taksim projesi tartışıldı. 5 konuşmacıdan 4’ü iktidardan yanaydı. Konuşmacılardan mimar Ahmet Vefik Alp “gizli proje” diyerek Taksim’e cami çalışmalarını anlattı.
Taksim Camii Sanat ve Kültür Vakfı’nın görevlendirmesiyle 5 proje hazırlanmış. Vefik Alp’in projesi öne çıkmış. Cami yeri olarak Sular İdaresi’nin arkasındaki otopark düşünülüyormuş. Cami içinde aynı zamanda bir dinler tarihi müzesi bulunacakmış.
Bu alana cami yapılması geçmişte de yoğun biçimde tartışıldı. Sonra alan küçük bulundu. Derken Başbakan Erbakan caminin Taksim Gezi’ye yapılacağını müjdelemişti. Ancak siyasi ömrü temel atmaya yetmedi.
Taksim’e cami tartışması yeniden başlıyor demektir.
Hangi Anayasa!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gazetecilere AKP’yi şikâyet ediyor:
“Meclis kürsüsü bile muhalefete yasaklanıyor. Konuşma süreni keseceğiz deniliyor. Sanki bizim sabahtan akşama kadar konuşma hakkımız var da kesilecekmiş. Zaten konuşma hakkımız 5 bilemediniz 10 dakika. O bile kesilmek isteniyor....”
İktidar daha önce de Meclis TV’nin yayın saatlerini azaltmıştı.
Ee, Sayın Kılıçdaroğlu...
Manzara böyleyken siz nasıl olacak da bu iktidar partisiyle aynı masada anayasa yapacaksınız... Sizin ağzınızı açmanıza izin vermeyen bir iktidar nasıl olacak da sivil ve özgürlükçü anayasa yapacak?
Üstelik “masadan kalkmayacağız” diye bir sözünüz de var...
Bu koşullarda bu iktidarın emireri olmaktan başka hangi şansınız var?
Hitabe eylemi...
Türkiye Gençlik Birliği bugün saat 13.00’te Ankara’da Birinci Meclis’in önünde buluşuyor... Gençler hep birlikte Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sini okuyacaklar.
Umarız iktidar telaşa kapılıp güvenlik güçlerini seferber etmez...
Umarız gençler de bu barışçı eylemi barış içinde sürdürür ve tamamlar ...
Bakan sinemada...
Tarım Bakanı Mehdi Eker Ankara’da Cinebonus sinemasında olanlarla ilgili yazımıza duyarlık göstermiş. Basın danışmanı Gürbüz Öztürk dedi ki:
- Tarım Bakanı Mehdi Eker ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile danışmanlarının tümü sinemaya bilet alarak girdiler.
- Sonradan gelen Burak Yersel ve eşi (belki yanıltılarak) yanlış salona girmişti, o yüzden bizim kendisinin yerine oturduğumuzu iddia etti. Tartışma uzamasın diye yerimizi verdik.
- Sinema yetkilileri sonradan gelerek kendilerini doğru salona davet ettiler.
- Çay kahve servisi gruplara uygulanan bir hizmettir... Sinema yönetimine sorulabilir...
Soru: MİT, Taraf gazetesine neden
cephe açmış olabilir?
Yanıt: Kıskançlıktan... Zira gazete istihbarat konusunda bazen MİT’i atlatıyordu...
Haldun Ertem









Demirören'in yerinde olsam istifa ederdim...