GündemRSS
Tümü

BM İklim Zirvesi’ne ülkeler genelde başkan yardımcısı, başbakan, dışişleri, çevre veya enerji bakanı seviyesinde katılıyor. Türkiye’dense Çevre Bakanı Bayraktar’ın gelişi iptal edildi. Yerine Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz gelecek. Hayati kararların alınacağı zirveye, “kalkınma” penceresinden bakmak anlamlı mı?


Bu yılki BM İklim Değişikliği Zirvesi’nin ikinci haftasında katılım yüksek, ancak beklentiler dalgalı... Zira Durban’daki toplantılara katılan ülkelerden somut kararlar, Kyoto Protokolü için devamlılık kararı çıkmayabilir.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın “Geleceği bugünden kurtarın” sözleriyle başlayan zirvede amaç, öncelikle gelişmiş ülkelerin sera gazı salımlarını azaltmak. Ve mali-teknolojik yükümlülükleri belirleyip uzlaşmak.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Yürütme Sekreteri Christiana Figueres’e göre  hükümetlerin Durban’da iki konuda kararlı olması gerekiyor:
1. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum çabalarına yardımcı olmaya yönelik finansman ve fon paketinin tamamlanması.
2. 2010’da Meksika’nın Cancun kentinde düzenlenen toplantılarda kararlaştırılan sera gazı salımlarının artışını sınırlandırmak.
En önemli hedeflerden biri, iklim değişikliğine uyum için öngörülen 100 milyar ABD dolarını kullanılabilir hale getirmek. Tahmin edersiniz ki Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin en çok heveslendiği konu, bu fondan yararlanmak.

Bir pavyonumuz bile yok
Durban görüşmeleri ikinci haftaya girerken ‘üst düzey’ katılım da arttı. Türkiye’den Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın katılacağı açıklanmıştı, ancak bilinmeyen bir nedenle iptal edildi. Yerine Kalkınma Bakanı’nın gelmesi bekleniyor.
Elbette Cevdet Yılmaz’ın gelişi önemli. Ancak bu zirveye öncelikle çevre, orman, su, enerji konularının bir numaralı yetkilileri katılıyor. Bütün listeyi taradım: Kalkınma Bakanı’nı yollayan bir biziz, bir de Brunei! Diğer “aykırı” katılımlar şöyle: Suudi Arabistan’dan katılan Petrol Bakanı, Bahreyn’den Şehircilik ve Belediyeler Bakanı...
Bu arada pek çok ülke, ofis gibi kullanılan ülke pavyonlarında çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Türkiye’ye ayrılan pavyon da iptal edilmiş. Türkiye’yi temsil eden heyet, cafe’lerde toplantı yapıyor.  
Ofis çok mühim değil. İcabında ağaç altında da oturulup konuşulur. Ancak Türkiye, galiba Kyoto hevesini kaybetmiş. Oysa geçen yıl Cancun’da yapılan zirveye katılımımız çok üst düzeydi. Durban zirvesine, vaat edilen fon çerçevesinden bakarsak daha çok “Fosil Ödülü” alırız!
Son olarak bir hatırlatma: Ömer Madra, hafta boyunca sabah saat 09.30’da Açık Radyo’dan “Durban özel” yayını yapıyor.


DURBAN’DA HAYAT



- Güney Afrika’da mevsimlerden yaz... Ancak Durban’da hava pek bir değişken. Bazen buz gibi bir rüzgâr esiyor, bazen güneş çıkıp yakıveriyor. Gün içinde birdenbire yağmur-fırtına patlıyor. Nem oranı yüzde 80’lerde.
-Hint Okyanusu’nun sahilindeki bu Afrika kenti, Antalya’nın 10 yıl önceki halini andırıyor. Yalnız önemli bir farkla: Güvenlik, büyük problem.
-Şehrin sahilinde bile akşamları tek başına yürümek tehlikeli. Akşam 9 dendi mi ortalıkta pek kimsecikler görünmüyor. İşin tuhafı kimse bu durumu sorgulamıyor, herkes alışmış.
-Okyanusa girilebiliyor, sahil boyunca halk plajları var. Girebilme kriteri, dalgalar falan değil. köpekbalıklarına karşı korunma! Plajlar ağlarla çevrili.

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
İlk Özel TV Kanalımız hangisidir ?
Markapon
©Copyright 2011