GündemRSS
Tümü

Fırat’ın kıyısında, Birecik‘teyim. Hafif bir esinti, gündüz bastıran deli güneşi unutturmuş. Rengarenk ampullerle süslenmiş çay bahçeleri, geceleri balık ve et lokantalarına dönüşüyor. Kına geceleri, nişan ve düğünler burada yapılıyor.
Urfa’nın bu yöresine mahsus haşhaş kebabını yerken Bireciklilerle sohbet ediyoruz. Seçim sonucu kimseyi şaşırtmamış: Urfa’da AKP yüzde 64.8 ile açık ara önde. Bağımsız giren aşiret mensuplarının yenilgisi, en çok konuşulanlardan.
Öyle ya... Yıllardır bir o parti, bir bu partiden aday olan İzol, Cevheri, Bucak gibi aileler yeni Meclis’te yok.
“Neden?” diye sorunca şunlar ön plana çıkıyor:
1- Çiftçi, ömrü billah görmediği destekten çok memnun... Yıllardan beri ilk kez borç batağından kurtulmuşlar. Düşük faizli kredilerle traktör almışlar, mazot parasına teşvik. Tefeci belası bitmiş. Zamanında 400 dönüm arazisini bir traktör uğruna tefeciye kaptıran insanların yaşadığı Güneydoğu’da, bu büyük gelişme.
2- Okullaşma oranı hızlanıyor. Güneydoğu’nun en büyük dertlerden biri olan okula ulaşım meselesi çözülmüş. Devlet kitap dağıtıyor, servis parası bile ödeniyor. Köylü, güvenli bir şekilde okula gidip gelebileceği için çocuğunu yolluyor. Özellikle kız çocukları açısından güvenlik çok önemli.
3- Sağlık hizmeti... Eskiden doktora gitmeden, sırf fotokopi parası için bile hastaneye girer girmez 5 TL verilirken şimdi nüfus kağıdını gösteren, hizmeti alıyor. Yüzlerine bakmadan “Özel muayenehaneme gel“ diyen doktorlar da kalmamış.
4- Bireyselleşme... Kimine göre televizyonlarla birlikte gelen farklı yaşam modellerini gören insanlar, biat etmekten vazgeçti. Artık ekonomik olarak da herkes kendi bacağından asıldığına göre, aşiretlere eski bağlılıklarını sürdürmenin anlamı kalmamış.
5- Aşiretlerin en büyük gücü topraktı. Fakat toprak, eskisi kadar önemli değil. Serbest ekonominin gelişmesiyle insanlar beyin gücüyle geçimini sağlıyor, ürününü kendi pazarlayabiliyor. Hastaneye bile gitmek ağanın arabasıyla mümkünken şimdi herkesin kendi ulaşım imkanı var.

Hangi Kürtçe?
Güneydoğu deyince biz şehirlilerin aklına yekpare bir coğrafya gelir. Sadece il değil, ilçe, hatta kasaba ve köylerde farklı nüfus yapıları ve eğilimleri olduğunu görmeyiz. Mesela Urfa’nın Birecik ilçesinin yüzde 40’ı Türk, yarısı Kürt, Arap nüfus da yüzde 10 civarında. Kürtçeden ziyade Türkçe konuşuluyor.
Bu yüzden konu “yeni Anayasa“ya ve “anadilde eğitim”e gelince Kürtçe konusunda farklı fikirler öne çıkıyor. MHP’ye oy veren bir Kürt, okulda Kürtçe’nin olması gerektiğini düşünüyor. AKP’ye oy veren bir Türk ise “Hangi Kürtçe?” sorusunu sorup şöyle devam ediyor: “Zazacası var, Kurmançisi var. Urfa’da konuşulanı ben anlamam. Hem alfabe ne olacak?”
Birbirini yıllardır tanıyan iki dost, işin içinden çıkamayınca daha fazla uzatmıyor. Oysa İstanbul’da, Ankara’da aynı konu, büyük tartışmalara neden oluyor.
Ya BDP destekli bağımsız adaylar? Seçimden önce Başbakan Erdoğan‘ın sözlerinin pek çok Kürt seçmeni etkilediği, genel kanı. Anlayacağınız “Kürt sorunu yoktur”dan başlayıp “Öcalan asılmalıydı” şeklinde devam eden söylem, Güneydoğu seçmeninin önemli bir bölümünü küstürmüş.
Birecik-Halfeti hattında daha eğlenceli, fakat bir o kadar kritik konulara da geleceğiz. Bölgenin doğasıyla ilgili ilginç ayrıntılar ve Doğa Derneği‘nin genç, cevval üyelerinin çalışmaları, yarına...
 

FIRAT’TA HAYAT
-  Fırat nehri, üzerinde kurulan beş baraja rağmen hâlâ bereketli. Ama eski günlerdeki meyve sebze çeşitliliği kalmamış. Baraj suları yükselince bazı yerleşim yerleri sular altında kalmış.
-  Barajla beraber değişen iklim de etkili. Fırat Kavakları artık yetişmiyor, pek çok hayvan ve bitki türü yok olmuş.
-  Birecik’e özel köy peyniri , değme Mozarella’yla yarışır. Koyun sütünden yapılan ve hafif kızartılıp ılık servis edilen peynir, şahane bir meze.
-  Halfeti, Birecik’in onda biri kadar nüfusa sahip. Eski Halfeti, çok şükür SİT ilan edildiğinden berbat apartmanlar yok, eski taş binalar var.
-  Geceleri Halfeti’de hayat bitmiyor: Fırat’ın üzerinde, dubalara kurulmuş dört restoran var. Ya canlı türkü söyleniyor ya da Tatlıses repertuarı. Ve elbette halay çekiliyor.
-  Suyun üzerinde olduğunuzdan, oturduğunuz yerde doğal olarak zıplayarak halay çekmiş kadar oluyorsunuz. Genç kadınlar baş başa yemek yiyor. Bir teknede nişan yapılıyor, havai fişekler eşliğinde!
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Atatürk'ün manevi kızının adı nedir?
Markapon
©Copyright 2011