“Merhaba, Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden selamlarımızı iletiyorum, öncelikle nasılsınız?
2011 yılını geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Geride kalan yıl boyunca acısıyla tatlısıyla birçok şey yaşandı. Son olarak Van’daki depremlerde yüzlerce insanımız yaşamını yitirdi. Ve şu anda yüz binlerce insan bu soğuk günlerde evsiz, açıkta karşılıyor yeni yılı. Biz de Van’daki halkımızın acısını, onlara reva görülenleri öfkeyle karşılıyoruz.
2011’de de tutuklama terörü hız kesmedi. İktidar sahipleri, düzenlerine kimsenin muhalefet etmesini istemiyor.
Biz ise F Tipi hapishanelerde, tecrit altında geçirdik bir yılı. Bazılarımız mahkeme yüzü bile görmedi koca yıl boyunca. Hak gaspları, keyfilikler, ‘ceza’lar hiç durmadı.
Sizlere geçen yıl boyunca birçok defa tecrit, hak gasplarını anlatan, sesimize ses olmaya çağıran mektuplar yazdık. Bu defa yeni yılınızı kutlamak için geldik yanınıza. Biz her şeye rağmen, yarınlara olan inancımızla, özgürlük tutkumuzla ve baş eğmemenin onuruyla ‘merhaba’ diyoruz yeni yıla.
Sercan Ahmet Arslan.”
Yeni yılı dışarıdakiler olarak herkes kendine göre karşılamış olmalı. Ama kaçımız içerdekilerle duygudaşlık (empati) kurabildi? Yeni yıla Van’da ve hapishanelerde güç koşullarda yaşam savaşımı veren insanların duygularını paylaşarak girelim dedik yılın ilk yazısına.
Onları anlamaya çalışmak çok uzağımızda mı?
Elimizde bir de, 25 yaşında Anadolu Üniversitesi öğrencisi Barış Onay’ın annesi eliyle Ankara Sincan 1 No’lu F Tipi hapishanesinden gönderdiği ve adaletin ne hallere geldiğini anlatan mektubu var.
“Köşenize 11 Aralık Çarşamba günü taşıdığınız konunun hukuksuzluk ve adaletsizlik olduğunu okudum.
Ülkemizde hukuk adına işlenen cinayetlerin hâlâ devam ettiğini bir de ben size
yazayım istedim” diyen Barış’ın serüveninin özeti şu:
Bir sabah 06.00’da Eskişehir’deki öğrenci evine polis baskın yapıyor. Geleneksel olarak kitapları, müzik CD’leri, 1 Mayıs mitinginde çekilen film; kısacası solcu musun muhalif misin hesabı ne var ne yoksa götürülüyor.
Şimdi Barış, ikisi kadın beşi erkek 7 arkadaşıyla “mapus damında”; “eğitim hakkımız elimizden alınıyor” diye yakınıyor, ama nafile!
Adaletin nafile hali mi bu?
Adaletin bu mu dünya!
Bir şiir
Bu haftaki şiirimiz Mustafa Balbay’ın “Zulümhane” kitabından, “Nasıl Dolar Nazım Usta”:
“Sen yazmasan/ Ben yazmasam/ Biz yazmasak/ Nasıl dolar/ Hapishaneler/ Nasıl dolar/ Kütüphaneler”









19 Mayıs yasağı geri tepti!