12 Eylül darbesi davasından sadece 2 konsey üyesi yargılanıyor; Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya...
Olmuş darbeden 2 kişi yargılanırken olmamış darbeden yani Balyoz davasından 58’i muvazzaf, 81’i emekli general olmak üzere 385 subay yargılanmakta...
Darbenin en yakın tanığı mesela Süleyman Demirel iddianamede ne şikâyetçi ne de tanık olarak yer alıyor...
12 Eylül öncesi olayların “toplumda kaos oluşturmak ve darbeye zemin hazırlamak isteyen gizli güçler tarafından tertiplendiği” kaydedilirken bu “gizli güçlerin” kim olduğu belirtilmiyor. ABD ve CIA iddianamede hiç geçmiyor.
12 Eylül davası hayli yüzeysel... Neyi aydınlatacak orası meçhul...
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, “Gerçek bir hesaplaşma nasıl olmalıydı” sorusuna Cumhuriyet’te şu isabetli yanıtı veriyor:
“ Yaşına başına bakmadan sadece darbe yapan iki general değil, o dönemin sıkıyönetim savcıları, valileri, emniyet müdürleri, bütün darbecileri ve işkencecileri yargılanmalı.
Bu iddianamede Evren ve Şahinkaya’nın yargılanması 12 Eylül düzeninin yargılanması manasına gelmiyor. 12 Eylül zihniyeti bugün de sürüyor. İçeride 100’e yakın gazeteci, milletvekilleri, öğrenciler, aydınlar var. Ekonomik manada 12 Eylül’ün önünü açtığı piyasacı düzen daha da acımasızca sürüyor. 12 Eylül öncesi emperyalizmin kanat ülkesi olan Türkiye füze kalkanıyla şimdi cephe ülkesine dönüştü. 12 Eylülcülerin koyduğu yüzde 10 barajıyla oluşmuş bir Meclis yapısı var hâlâ. 12 Eylül’le gerçek bir hesaplaşma aynı zamanda 12 Eylül’ün bugün AKP eliyle sürdürülen düzeniyle hesaplaşarak mümkün olabilir.”
Bu satırlara imzamızı aynen atıyoruz...
AKP’li Reha Denemeç, “Darbeler ülkeye kötüye gitsin diye yapılmadı” demiş.
Doğrudur; sermaye yanlısı partiler hep iktidar olsun diye yapıldı.
Fahrettin Fidan
Lefter ve Atatürk...
Gelmiş geçmiş en büyük Türk futbolcusu... Lefter Küçükandonyadis’in görkemli cenaze töreninde torunu Özlem Katmer, tribünleri ağlatan konuşmasını yapıyor:
“Atatürk onun en değer verdiği varlıktı. Çocukluğu ile ilgili anıları ona sorulduğunda hep anlattığı, Atatürk Büyükada’ya geldiği zaman çocukluk arkadaşı Emin Adakan’la, Atatürk’ün elini tutma ya da elbisesine değme yarışı yapmasıydı. Bir keresinde de bunu başarmıştı ve Atatürk’ün onun başını okşaması, onun hiçbir zaman unutamadığı en özel çocukluk anısıydı.
Bunun en güzel göstergesi evindeki salonun başköşesinde ve yeri hiçbir zaman değişmeyen Atatürk büstü idi. Hayatının yazılmasına izin verdiği kitabında, olmasını istediği ilk resim bu büst olmuştu dedemizin...”
Tribünlerde ya da televizyon karşısında töreni izleyen bazılarının yüzü biraz olsun kızarmış mıdır bu sözler karşısında?
AK sicilli müdür!
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, geçtiğimiz hafta 56 ilin il milli eğitim müdürünü değiştirdi. Yerlerine yenilerini görevlendirdi. Öğretmen kökenli CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce yeni müdürlerden bazılarını tanıtıyor:
Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan İsmail Çetin: Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin koşullarını taşımıyor. Ama eski AKP Milletvekili Mustafa Çetin’in kardeşi unvanını taşıyor.
Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Ahmet Yurtman: Son seçimde AKP’den milletvekili aday adayı.
Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Mustafa Altınsoy: Son seçimde AKP’den milletvekili aday adayı.
Niğde İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Celalettin Ekinci: Öğrenci dövmekten ve hakaretten açılan soruşturmada maaş kesim cezasına çarptırıldı. Müdür yardımcısı iken görevinden alındı.
Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Pervin Töre: 2008’de girmediği dersler için kendisine ek ders ücreti ödettirdiği... 2010’da görevi kötüye kullandığı... 2011’de görevi savsakladığı gerekçesiyle ceza aldı.
Eğitim camiasına sabır ve metanet diliyoruz...
Vatandaşa “Sizce Türkiye’de otoriter bir yönetim var mı?” diye sormuşlar, “Bizim gibi etliye sütlüye karışmayanlar için fark etmez hocam” demiş...
H. Ertem
Rektör’den inci!
Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof. Sedat Laçiner’den bir inci:
“Bu günlerde anayasayı mutabakatla hazırlayalım diye bir çaba var. Ben buna tamamen karşıyım. Türkler, mutabakatla yaptığı işlerin hepsinin yanlış olduğunu gördü. Anayasa da mutabakatla çıkarsa yandık. Birilerinin çıkıp bize rağmen bir şeyler yapması gerekir.”
Rum basını Denktaş’ın ölümünün ardından
kin kusmuş!
Bizdeki iktidar yalakası yandaş medya bu kadar da sabredememiş aynı işi Denktaş’ın sağlığında yapmıştı!
* * *
Murat Karayılan “Yetkililerle 5 yıldır görüşüyoruz” demiş.
Açılım üzerinde yalnızca AKP’nin değil PKK’nın da emeği var demek...
Gülhan Elmas









Ahmet Altan’ın dediği doğru: Türkiye’de gerçekten de kalite problemi var