Bugünlerde bazılarının elinden ve dilinden ünlü laf hiç düşmüyor: “Adalet mülkün temelidir.”
Sanki birilerine laf dokunduruyorlar.
Maksat başka, siyasetçinin yargıya müdahalesini dolaylı biçimde eleştirmek...
Siyaset, ne zaman adalete müdahale etmemiş ya da etmek istememiştir?
Haşa...
* * *
Siyasi iktidar, yargıyla sık sık sürtüşür, yargının dayanağı hukuk, siyasetçiyi memnun etmez.
Bu sadece Türkiye’ye mahsus bir hal değildir.
Buyurun İtalya’dan bir örnek...
Faşizmden kalan “zorunlu göç yasası” vardır, İtalya demokrasiye geçtikten sonra Mussolini’nin çıkardığı yasalar yerli yerinde durur.
Bu yasa da onlardan biridir.
Gerekçesi, güneydeki yoksul insanların kuzeydeki zengin bölgelere gelmesini önlemektir.
Anayasa Mahkemesi yasayı iptal eder.
Başbakan De Gasperi, ihtiyaç olduğunu belirterek, yasayı tekrar Meclis’e getirir.
* * *
Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. De Nicola görevinden istifa eder?
Ve öyle bir gerekçeyle ki:
“Gereksiz bir yargı organının başında olmaktansa sıradan bir vatandaş olmayı yeğlerim.”
Başbakan, Anayasa Mahkemesi’nin başkanından özür diler...
Evet, o mahkemelerde de yargıya müdahale eğilimi vardır, ama sonuç budur.
* * *
1966 Faslı bir eylemci Fransa’da öldürülür.
Adalet Bakanı, sorgu yargıcından soruşturmanın çabuklaştırılmasını ister, yargıç olayı Le Monde gazetesine yazar...
Fransa’da kıyamet kopar, Bakan koltuğundan olur.
* * *
Her zaman siyasetçiler, yargıya müdahale etmeyi denemişler.
Ama kuralları yazılmış, devletlerde buna olanak bulamamışlardır.
* * *
Bugünkü gelişmeler bunun sonucudur.
Dün yargıdan yakınan iktidar, bugün yargıyı muhalefete karşı savunmaktadır.
Niye?
Düşünmeğe değmez mi?
* * *
Biz bu yazıyı yazarken. Sayın Başbakan AKP grubunda konuşuyordu, rekor üstüne rekor kırmıştık otomobil satışında, buzdolabı satışında, çamaşır makinesi satışında...
Üstelik ihracat da kaç misli katlamıştı...
Bu mutluluğu yaşamak varken kim kalkar hukukmuş, yargı bağımsızlığıymış gibi boş laflara aldırır.
* * *
Hem unutmayın ki “karşı devrim” sürecindeyiz.
Eskilerin bir lafı vardır:
“Seyfiye, ilmiye, adliye” diye sıralarlar.
İlk ikisi tamam da, sırada üçüncüsü var.









Sol'a saldırmanın dayanılmaz ...