Biliyorduk da, anlatamıyorduk; neyse, imdadımıza başbakanımız yetişti, sağolsun!
Açık ve de seçik olarak dedi mi, dedi!...
“Eeee, zaten söylüyorduk da, anlatamıyorduk” tarzında ahkam kesmenin belki tam zamanıdır, ama, oldum olası sevmem bu tür davranışları!
Çirkin, sakil gelir…
Neyse…
Gören, anlayan bilir diyelim…
******
Her insanın bir inanca ihtiyacı vardır; insanı yaşama bağlayan unsurlardır bunlar, inanç ihtiyacını tek karşılayan faktör din değildir aslında!
Yüzyıllar bunun savaşlarını verdi, yüzyıllar boyu din adına kanlar aktı; mantıksız tabii ki: Bir Yaratan var ve yarattığı insanları coğrafyasına, rengine, efendime söyleyeyim, çoğunluğun sağladığı güce göre tasnif edecek.
Yani, adı ister Allah olsun, ister Tanrı, Yaradan da olabilir, Yaratıcı kaynak da; Evren de olabilir, en basit canlı türü olan amip de belki…
Yani, demem odur ki, hali hazırda, tam olarak neyin ne olduğunu çözememişken, bilimden ziyade bilinmezlere rota çevirip de odaklanmak niye?
******
Bir ilahi güç var, adı her ne olursa, bir kelime, bir isim bu kadar mı önemli?
Her bir din kişi ile inanılan güç arasındadır; araya girmek inanan ve inanılanın hakkına tecavüz değil midir?
******
“Laik” olarak kayıtlara geçmiş bir ülkenin hükümetinden sorumlu kişinin “Dindar gençlik yetiştirmek istiyoruz” ifadesi yönetimi eline, iki dudağı arasına verilmiş bir “Laik Cumhuriyet” başbakanına yakışır mı?
******
Hükümetlerin görevleri nelerdir?
İlle de yüzde bilmem kaç oy alması bir hükümetin ille de o ülke için çok da yararlı olduğu anlamına gelmemektedir!
******
Korku imparatorluğu “Ergenekon” ile öyle bir kuruldu ki; en masum insanlar dahi aklanamıyorken, ödü kopan bir yüzde ellilik bir vatandaş grubu var; Susmak ağırlarına gidiyor, lakin, konuşmak, yazmak da başa bela!
******
“Dindar gençlik” arkadaşlar; az buz bir şey değil!
Laik Türkiye Cumhuriyeti başbakanı dindar gençlikten söz ediyor!
Gençliğimde, yani yıl 1984 ler falan, oturup konuşurduk dinin siyasete bulaştığından, falan…
Her birimizin tanıklık ettiğimiz örnekleri vardı, fakülte bahçesinde, kendimizce, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti için endişelerimizi sıralarken…
Din unsurunun ilk ikaz verdiği zamanlardı; küçücük kızlar, küçücük oğlanlar toplatılmaya başlamışlardı; en basit bir örneğim vardı: Numan!
Bir aile tanıdığımızın oğluydu; Annesi ay yüzlü, babası pilot; namazında niyazında kişilerdi…
Bir de kızları vardı, evlendi bir subayla…
Biz çocuğuz o vakitler, bir gelin-bir damat gördük sonuçta! Alkışladık, falan, filan…
“Damadın elinde eldiven vardı!” denildiğini duydum, “Kadın eli değmesin diye…”, Ahhh, nasıl güldüm, geçtim, o çocuk halimle…
Bir vakit sonra yolumuz düşüp de onlara uğradığımızda bizim küçük Numan evde olmasına rağmen gelmedi yanımıza…
Rahmetli anneannem çağırdı: “Sakızlı Teyzen geldi, gel bir elimi öp diye…”
Gelmedi, iyi mi?
Oysa pek severdi anneannemi…
******
Eniştesinin yolunda gidiyor diye açıkladı anne-baba, namazında-niyazında kişilerdi de, Numan ayol, elimizde büyüyen çocuk, anne-baba dahi utanmıştı; Numan anneannemin bile eline dokunamamıştı!
******
Gümbür-gümbür gelen bir yapılanma vardı!
Cinsel yaklaşımlarda yaptırımlar, dinsel yaklaşımlara uygulanmıyordu!...
“Cuma sohbetleri” ne davet eden pek cici, genç, güzel ve de pek güzel hanım kadınlar mahallelerde var olmaya başlamışlardı İzmir’in göbeği Karşıyaka’da, misal; kız kardeşime gelip-gidip, pek hoş konuşan tatlı mı tatlı bir genç bir hanım vardı; Karşılaştığımda öpesim gelmişti; yani öyle şeker!
İlle de kızkardeşimin evine gelip, ille de Cuma toplantılarına davet etmesinin ardında yatan gerçeği kız kardeşim benden önce anlamıştı, maalesef, ben sonra!
O mahallede bir-kaç aile görüşmeye başladıktan sanra kadınlar kapanmaya başlamışlardı, kadınlar kapandıkça, eşleri süper lüks arabalar ile evlerinin önüne park etmeye nbaşlamışlardı!...
******
Biz, üniversite öğrencisiyken, kantinlerde, etraftaki ucuz çay veren kafelerde bunları konuşurken, işin buralara kadar geleceğini, vallahi, hiç düşünmemiştik!
Birşeyler vardı, yapılmaya çalışılan, görüyorduk, ama inanamıyorduk!...
“Yok canım, bu kadar da olmaz yani!”
******
Oldu, iyi mi?
Hükümet ille de dindar gençler yetiştireceğiz diye tutturdu!
Ayol, laiklik ne oldu?
Hani, laik bir cumhuriyetin başbakanı laik cumhuriyeti yok sayarak böyle bir demeç verdi; ve… Hangi merci bunu sorgulacak?
İşte, asıl mesele de budur!
******
Hükümete karşı suç işledi diye herkesi tutuklayan adalet, Türkiye Cumhuriyeti’nin “Laiklik” anlayışına tümüyle ters düşen bu söylem karşısında sessiz kalırsa…
Ne adalet kalmıştır, ne laiklik, ne de cumhuriyet!
Yalnızca şunu diyebilirim: Bir b.k beceremedim, emanetini korumaya yetemedim Atam!
Din sana galip geliyor, ne kadar çırpınsak da…
Özür dilerim…
Yetemediğim için…
Din; kişilikten, bireyden, özgürlükten daha öne çıktı… Yine… Yani, öngördüğün ve emek harcadığın, uğruna savaştığın herşey geri zamanlara dönüşüyor!
Kaç kişi aynı düşünceyi paylaşır, bilemem, lakin… Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı tarafından ifade edilen “Dindar bir gençlik istiyoruz” sözüne tümüyle karşı çıktığımı belirtmek istiyorum!
Laik bir ülkenin başbakanı bu sözü söylüyorsa, ne laiklik kalacaktır bu ülkede, ne de kurucusuna saygı!
Kendi adıma özürüm her daim; Atam!...
http://twitter.com/Gulgunkaraoglu
gulgun_2006@hotmail.com










Türkiye'nin ilk Başkanı Erdoğan mı olacak?